Galatasaray 1 Puanla Başladı: Alarm Zilleri Neden Çalıyor?
Galatasaray için sezonun ilk gecesi, şampiyonluk hedefleriyle hiç de örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu.
Çorum FK karşısında alınan 2-2'lik beraberlik, elbette sezonun kaderini belirlemez. Fakat bu maçın gösterdiği eksikler, “daha ilk maç” denilerek geçiştirilecek kadar küçük değil.
Çünkü mesele yalnızca iki puanın kaybı değil.
Mesele, Galatasaray'ın sahadaki görüntüsünün verdiği alarm.
Ve o alarmı bu kez taraftar çok net duydu.
Rams Park'ta skor kadar tepki de konuşuldu
Galatasaray taraftarı, özellikle transfer dönemindeki sessizliğe ve takımın hücumdaki eksikliğine tepkisini tribünlerden yükselen “Yönetim istifa” tezahüratlarıyla gösterdi.
Daha da dikkat çekici olan ise Osimhen'in 90. dakikada attığı beraberlik golünden sonra bile protestoların devam etmesiydi.
Normalde böyle bir gol tribünleri ayağa kaldırır.
Ama bu kez tribünlerde başka bir duygu vardı:
Sevinçten çok öfke.
Bu, yönetimin artık yalnızca sonuçlarla değil, transfer politikasıyla da ciddi bir sınav verdiğini gösteriyor.
Torreira pozisyonu: Kart çıkmalı mıydı?
Gecenin bir başka tartışma konusu ise Lucas Torreira'nın Berat Özdemir ile girdiği mücadele sonrasında rakibinin baldırına bastığı pozisyon oldu.
Çorum FK cephesi bu pozisyonda kırmızı kart beklentisiyle tepki gösterirken, Torreira'nın herhangi bir kart görmemesi sosyal medyada da ciddi tartışma yarattı.
Benim açımdan pozisyonu değerlendirirken niyetten çok hareketin kontrolü ve rakip üzerindeki etkisine bakmak gerekiyor.
Torreira, rakibinin konumunu biliyor ve mücadele sonrasında ayağının rakibin baldırına gelmesini engelleyemiyor ya da yeterli kontrolü göstermiyor.
Burada “Torreira bunu bilerek yaptı” demek için kesin bir hüküm vermek doğru olmaz.
Ancak kontrolsüz ve rakip açısından tehlikeli bir hareket olduğu kanaatindeyim.
Bu nedenle benim değerlendirmem net:
Minimum sarı kart çıkmalıydı.
Kırmızı kart tartışması ise pozisyonun şiddeti, temasın niteliği ve hakemin değerlendirmesi üzerinden ayrıca tartışılabilir. Fakat hiç kart çıkmaması, özellikle maçın genel hakem yönetimi düşünüldüğünde soru işareti yaratıyor.
Futbolda adalet yalnızca doğru karar vermek değildir.
Benzer pozisyonlara benzer karar verebilmektir.
Osimhen varsa umut var, peki ya Osimhen yoksa?
Galatasaray'ın en büyük gücü yine Victor Osimhen.
Fakat şampiyonluk hedefleyen bir takımın bütün hücum planını tek bir oyuncunun olağanüstü performansına bağlaması büyük risk
90.dakikada gelen gol Galatasaray'a bir puanı getirdi.
Peki ya o gol gelmeseydi?
İşte asıl soru burada.
Osimhen'in alternatifi yok. Hücum hattında yeterli derinlik yok. Yaratıcılık konusunda ciddi sıkıntı var.
Takımın oyunu sıkıştığında kilidi açacak gerçek bir 10 numara ihtiyacı artık tartışma konusu olmaktan çıkmış durumda.
Okan Buruk'un maç sonrasında yaptığı transfer çağrısı da zaten bunu açıkça ortaya koydu:
10 numara, forvet ve kanat oyuncusu.
Üstelik “acil” denilerek.
Bir teknik direktörün sezonun ilk maçından sonra bu kadar net şekilde transfer istemesi, yönetimin önündeki tablonun ne kadar ciddi olduğunu anlatmaya yetiyor.
Çorum FK'nin mesajı küçümsenmemeli
Çorum FK Teknik Direktörü Uğur Uçar'ın, “Sahada 10 kişi kalmasaydık Galatasaray'ı mağlup edebilirdik” sözleri de ayrıca düşündürücü.
Rakibin bunu söylemesi normal.
Fakat sahadaki oyun da bu ihtimali tamamen yabana atmamıza izin vermiyor.
Galatasaray zaman zaman rakibine karşı üstünlük kurmakta zorlandı, üretkenlik problemi yaşadı ve oyun kontrolünü istediği seviyeye taşıyamadı.
Şampiyon olmak istiyorsanız, özellikle kendi sahanızda böyle maçlarda rakibe “Acaba?” dedirtmeyeceksiniz.
Problem sadece transfer değil, planlama
Asıl tehlike burada başlıyor.
Transfer döneminde bir kulübün birden fazla kişinin farklı hedeflerle farklı listeler hazırlaması, karar mekanizmasının net olmaması ve transfer süreçlerinin gecikmesi; sadece birkaç futbolcunun alınamaması anlamına gelmez.
Bu durum sahaya da yansır.
Takımın eksik bölgeleri belliyse, sezon başlamadan önce hamle yapılır.
Rakipler transferlerini yaparken siz sürekli “bekleyelim” diyorsanız, bir noktadan sonra beklemek strateji olmaktan çıkar, plansızlığa dönüşür.
Galatasaray'ın bugün yaşadığı tartışmanın merkezinde de tam olarak bu var.
“En iyi kadro bizde” demek yetmez
Geçmiş başarıların verdiği özgüven değerlidir.
Ama futbolda dünün kupaları bugünün maçını kazanmaz.
“En iyi kadro bizde” diyebilirsiniz.
“En yüksek limit bizde” diyebilirsiniz.
Ama sahada eksik bölgeniz varsa, rakipleriniz sizden daha hızlı ve doğru transfer yapıyorsa, o söylemlerin hiçbir anlamı kalmaz.
Bugün Galatasaray'ın her bölgesinde alarm veren bir şeyler var.
10 numara eksik.
Forvet alternatifi eksik.
Kanat rotasyonu tartışmalı.
Savunmada takviye ihtiyacı var.
Orta sahada yaratıcılık sorunu var.
Ve bütün bunların üzerine bir de Osimhen'e bağımlılık ekleniyor.
Bu tabloyu görmemek mümkün değil.
Galatasaray için gecikmenin bedeli ağır olabilir
Galatasaray'ın önünde hâlâ zaman var.
Bir maçla şampiyonluk kaybedilmez.
Ama bir sezonun kaderi, bazen ilk haftalarda görülen sorunların ne kadar hızlı çözüldüğüyle belirlenir.
Yönetim artık tribünlerin tepkisini görmeli.
Teknik heyetin çağrısını duymalı.
Taraftarın beklentisini anlamalı.
Ve en önemlisi, transferde artık beklemek yerine harekete geçmeli.
Çünkü Galatasaray taraftarı mucize istemiyor.
Plan istiyor.
Doğru transfer istiyor.
Şampiyonluk hedefinin ağırlığına yakışan bir kadro istiyor.
Gecenin tek güzel fotoğrafı
Bütün bu olumsuzlukların arasında benim açımdan gecenin en güzel görüntüsü ise tribünlerden yükselen:
“Gazi Mustafa Kemal'in askerleriyiz!”
sloganıdır.
Futbolun ötesinde, Galatasaray tribünlerinin Cumhuriyet'e ve Mustafa Kemal Atatürk'e bağlılığını gösteren bu ses, gecenin en anlamlı mesajıydı.
Sahada iki puan kaybedildi.
Hakem kararları tartışıldı.
Transfer politikası sorgulandı.
Takımın eksikleri bir kez daha ortaya çıktı.
Ama tribünlerde bir değer hatırlatıldı.
Şimdi Galatasaray yönetiminin önünde çok net bir görev var:
Bahane değil, transfer.
Söz değil, icraat.
Beklemek değil, harekete geçmek.
Çünkü bu takımın hedefi yalnızca maç kazanmak değil.
Şampiyon olmak.
Ve şampiyonluk yolunda alarm çalıyorsa, o alarmı susturmanın yolu mikrofonu kapatmak değil, eksikleri gidermektir.
Galatasaray taraftarı bekliyor. Top artık yönetimde.