Boşlukların Üzeri...

Boşlukların Üzeri...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

1. Boşluk Nedir?

Boşluk, çoğu zaman "hiçlik" ya da "yokluk" olarak tanımlanır. Fiziksel dünyada maddenin bulunmadığı alanlara boşluk deriz; bir odanın içindeki havanın çekilmesi, bir kutunun içinin boşaltılması ya da evrende yıldızlar arasında uzanan o devasa, sessiz bölgeler gibi.

Fakat insan için boşluk yalnızca fiziksel bir kavram değildir. Zihnimizde ya da ruhumuzda hissettiğimiz boşluk, bazen evrendeki en ağır kütleden bile daha yıpratıcı bir güç hâline gelebilir.

 

2. Ruhun Boşluğu

İnsan ruhundaki boşluk hissi genellikle bir eksiklikten doğar. Sevilen birinin gidişi, yarım kalan bir hayal, amacını yitiren hedefler ya da günlük koşuşturmacanın ortasında ansızın beliren anlamsızlık duygusu...

İşte o anlarda göğsümüzün ortasında oluşan tarif edilemez oyuk, bizi kendi içimize çekmeye başlar.

Modern insan ise bu boşluktan delicesine korkar. Onu bastırmak, üzerini örtmek ve yok saymak için sürekli hareket hâlindedir. Telefon ekranlarına sığınır, bitmek bilmeyen yapılacaklar listeleri hazırlar, sessiz kalmamak için kendini sürekli meşgul eder.

 

3. Sanatta Boşluğun Gücü

Bir heykel düşünelim...

Onu anlamlı bir sanat eseri yapan yalnızca yontulan mermer değildir. Asıl anlamı, mermerin içinden çıkarılan ve çevresinde bırakılan boşluklar oluşturur.

Müzik de böyledir. İki nota arasındaki küçücük es olmasa, duyduğumuz şey melodi değil, katlanılmaz bir gürültü yığını olurdu.

Yaşamın ritmi de tıpkı müzik gibi; duraklamalar ve boşluklar sayesinde anlam kazanır.

 

4. Evrenin Sessiz Gerçeği

Fiziksel evrene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşırız.

Maddenin özüne, atomlara indiğimizde devasa boşluklarla yüzleşiriz. Sıkı sıkıya tutunduğumuz nesneler, hatta kendi bedenimiz bile, boşluğun içinde asılı duran küçücük parçacıklardan ibarettir.

Evren, varoluşunu boşluğun sonsuz tuvaline çizmiştir.

 

5. Boşluk Bir Tehlike Değil, Bir Davettir

İçsel dünyamızda hissettiğimiz boşluklar çoğu zaman bir tehlike sinyali değil, aksine bir davettir.

Zihnin yeni düşünceler üretebilmesi, ruhun dinlenebilmesi ve insanın yeniden nefes alabilmesi için ihtiyaç duyduğu steril alandır.

Günün her anını eylemle, zihnin her köşesini bilgiyle doldurduğumuzda, yeni olana yer bırakmayız.

Dolu bir bardağa su eklenemeyeceği gibi, hınca hınç dolu bir yaşama da yeni anlamlar sığdırılamaz.

 

6. Son Söz: Boşluğun Bereketi

Boşluktan kaçmak yerine onunla barışmayı öğrenmeliyiz.

Çünkü bir şeyin başlayabilmesi, yeşerebilmesi ve şekil alabilmesi için önce ona yer açılması gerekir.

Bazen hiçbir şey yapmamak...

Sadece durmak...

Ve boşluğun sunduğu o sessiz ferahlığın içinde kalabilmek, atılabilecek en dolu adımdır.

 
 
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *