CHP Kimin Partisi?
Bir soru soralım:
CHP, kişilerin mi partisidir, ilkelerin mi?
Eğer kişilerin partisiyse, genel başkan değiştikçe CHP de değişir.
Ama ilkelerin partisiyse, bugün burada olan da yarın giden de o ilkelerin önünde eşittir.
Peki başka bir soru:
Dün Kemal Kılıçdaroğlu'nu alkışlayanlar bugün neden hedef gösteriyor?
Bir insan sekiz seçim boyunca desteklenirken demokrat, bir gün eleştirilince düşman mı olur?
Bir başka soru:
Parti içi tartışmaların dili neden bu kadar sertleşti?
Fikirlerle mücadele etmek yerine insanlar neden etiketleniyor?
Neden herkes ya kahraman ya hain ilan ediliyor?
Demokraside ara tonlar yok mu?
Mühürsüz oylar meselesi...
O gece kararı veren kimdi?
YSK mı?
Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Yoksa hukuki sürecin sonuç vermeyeceğini söyleyen hukukçular mı?
Bugün birçok kişinin kesin doğru gibi anlattığı olayların içinde ne kadar bilgi, ne kadar propaganda var?
Hiç düşündük mü?
Bir başka soru:
Bir basın danışmanını siyasi görüşü üzerinden suçlamak doğru mu?
Gazetecinin geçmişine bakmadan etiket yapıştırmak hangi demokratik anlayışa sığar?
Bir insanı "şuradan geldi", "buraya yakın" diyerek mahkûm etmek, yıllarca eleştirdiğimiz anlayışın aynısı değil midir?
Daha zor bir soru soralım:
Yolsuzluk iddiaları ortaya çıktığında tavrımız ne olmalı?
"Bizim taraftan" diye görmezden gelmek mi?
Yoksa sonuna kadar araştırılmasını istemek mi?
Eğer bir yanlış varsa ortaya çıkmasını istemek neden düşmanlık olsun?
Siyasetçiye sadakat mi önemlidir?
Yoksa hukuka sadakat mi?
Aliya İzzetbegoviç'in sözü geliyor akla:
"Savaşta ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedersin."
Peki biz neyi savunuyoruz?
Adaleti mi?
Yoksa sadece kendi mahallemizin çıkarlarını mı?
Bir başka soru:
"Dokunulmazlığımı kaldırın, hesaplaşalım" diyebilmek cesaret midir?
Eğer öyleyse, aynı çağrıyı herkes yapabiliyor mu?
Yoksa cesaret sadece başkalarından mı bekleniyor?
Kurultay tartışmaları sürüyor.
Savcılık soruşturma yürütüyor.
Delegelerin mali kayıtları inceleniyor.
Burada da temel soru aynı:
Gerçekten bir usulsüzlük varsa ortaya çıksın mı?
Evet.
Peki hiçbir şey yoksa insanlar peşinen suçlu ilan edilmeli mi?
Hayır.
Hukukun görevi alkışlamak ya da linç etmek değildir.
Gerçeği bulmaktır.
Ve son soru...
Bir devrimci bıyık neden tartışma konusu olur?
İnsanların düşünceleri mi önemlidir?
Yoksa yüzündeki bıyık mı?
Dış görünüş üzerinden siyaset yapılınca hangi seviyeye düşülür?
Bir gün sakal...
Bir gün bıyık...
Yarın ne?
İnsanların kravatı mı?
Ayakkabısı mı?
Saçının şekli mi?
CHP'nin asıl meselesi kişiler değil.
CHP'nin asıl meselesi kurumsal hafızasını, demokratik kültürünü ve ilkelerini koruyup koruyamayacağıdır.
Çünkü kişiler gelir, kişiler gider.
Bugün çok güçlü görünen isimler yarın tarihin bir dipnotu olabilir.
Ama altı okun temsil ettiği değerler kalır.
Asıl soru budur:
CHP bir kişinin etrafında mı şekillenecek?
Yoksa kurucu değerlerinin etrafında mı?
Cevap, geleceği belirleyecek.
Bu Bıyık KimLERi Rahatsız Etti?
Siyasette bazen bir söz, bazen bir fotoğraf, bazen de bir bıyık günlerce tartışılır. Asıl mesele ise çoğu zaman gözden kaçar.
Soru: Bir insanın bıyığına bakarak siyasi analiz yapılır mı?
Cevap: Yapılabilir ama o analiz kişiyi değil, analiz yapanın bakış açısını anlatır.
Soru: Bir devrimci bıyık neden gündem olur?
Cevap: Çünkü bazen fikirlerle mücadele etmek zor gelir, sembollerle uğraşmak daha kolaydır.
Soru: CHP'deki tartışma kişisel mi, ilkesel mi?
Cevap: Herkes ilke diyor ama tartışmaların önemli bölümü kişiler üzerinden yürüyor.
Soru: Kurultay soruşturmasında delegelerin ve yakınlarının mali kayıtlarının incelenmesi ne anlama geliyor?
Cevap: Devlet kurumları iddiaları araştırır. Sonucu ise dosyadaki deliller belirler, sosyal medya sloganları değil.
Soru: Bir kişi hakkında suçlama yapılınca suçlu olmuş olur mu?
Cevap: Hayır. Hukukta iddia başka, ispat başka şeydir.
Soru: Yolsuzluk iddialarına yaklaşım nasıl olmalı?
Cevap: "Bizimkiler yaparsa sorun değil" anlayışı da yanlıştır, "iddia var diye suçlu ilan etmek" de yanlıştır.
Soru: Kılıçdaroğlu'nu desteklemek CHP'yi desteklemek midir?
Cevap: Bazıları için evet, bazıları için hayır. Çünkü CHP kişilerin değil, kurumsal bir geleneğin partisidir.
Soru: CHP seçmeni neye bakar?
Cevap: Kimi lidere bakar, kimi adaya bakar, kimi sadece altı oka bakar.
Soru: Geçmişte partiden ayrılıp yeni oluşum kuranlar ne oldu?
Cevap: Çoğu beklediği toplumsal karşılığı bulamadı. Bu da CHP'nin kurumsal hafızasının kişilerin önüne geçtiğini gösterdi.
Soru: İnsanlar en öfkeli anlarında gerçek düşüncelerini mi söyler?
Cevap: Bazen evet. Bazen de öfke, insanın normalde kuracağı cümleleri bozup başka birine dönüştürür.
Soru: Siyasette en büyük tehlike nedir?
Cevap: Karşı tarafın yanlışını eleştirirken aynı yanlışa benzemek.
Soru: Peki bu bıyık meselesinin özü ne?
Cevap: Mesele bıyık değil. Mesele farklı düşünenlere tahammül gösterebilmek.
Son söz:
Bir partiyi kişiler büyütebilir, kişiler küçültebilir. Ama kalıcı olan kişiler değil, ilkelerdir. Siyaset rakibinin bıyığıyla, saçıyla, kıyafetiyle uğraşmaya başladığında fikirler konuşulmaz olur. Oysa demokrasi, insanların yüzüne değil, söylediklerine bakabilme olgunluğudur.
Belki de bugün sorulması gereken soru şudur:
Bizi gerçekten rahatsız eden bir bıyık mı, yoksa o bıyığın temsil ettiği düşünce mi?