DÜN KARTAL CHP "İLÇEDE BAYRAMLAŞMA NE DİZİYDİ AMA…
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

DÜN KARTAL CHP "İLÇEDE BAYRAMLAŞMA NE DİZİYDİ AMA…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Siyaset Diziye Döndü: Herkes Başrolde, Kimse Hikâyede Değil
KARTAL’DA BAYRAMLAŞMA… AMA ASLINDA SAHNE DEĞİL SET

Siyaset artık bir fikir değil, bir sahne düzeni.

Işıklar var.
Kamera var.
Ama hikâye yok.

 

Kartal’da ilçe bayramlaşması…

Dışarıdan bakınca birlik fotoğrafı.
İçeri girince “herkesin başka bir tarafa baktığı” bir masa düzeni.

 

Dün omuz omuza yürüyenler…
Bugün birbirine mesafeyi “strateji” diye anlatıyor.

Dün aynı cümleyi kuranlar…
Bugün aynı cümlenin altını oyuyor.

 

Sorun fikir değil.

Sorun, fikrin değil mikrofonun paylaşılması.

Mikrofon kimdeyse haklı o.

 

CHP Kartal hattında görünen tablo aslında yerel bir mesele değil.

Bu daha büyük bir şey:

Bir aidiyet savaşı.

Bir “ben daha örgütçüyüm” yarışı.

Bir görünürlük kavgası.

 

Meclis üyeleri, ilçe yöneticileri, saha aktörleri…

Herkes kendi rolünü büyütme peşinde.

Ama ortak bir senaryo yok.

O yüzden herkes ayrı filmde.

 

“Birlik” deniyor…

Ama aynı masada bile göz teması zor.

“Dayanışma” deniyor…

Ama herkes kendi telefonuna daha çok güveniyor.

 

İroni şu:

Herkes “parti” diyor.

Ama kimse “biz” diyemiyor.

 

Ve sokak bunu çok net okuyor.

Slogan değil, enerji görüyor.

Söz değil, tutarlılık arıyor.

 

Bir de eski refleksler var:

Kimin kimle fotoğrafı var…

Kim kimin yanında durmuş…

Kim hangi gruba yakın…

Siyaset değil bu; küçük hesap arşivi.

 

Ama artık zaman değişti.

Kimse iç kavganın seyircisi olmak istemiyor.

Çünkü dışarıda hayat daha sert:

Fatura ağır.
Gelecek bulanık.
Gençlik sabırsız.

 

Ve belki de en çıplak gerçek şu:

Kendi içinde sessizlik kuramayanların
topluma gürültüden başka verecek bir şeyi olmuyor.

 

Kartal’daki o görüntüler ve fotoğraflar değil aslında.

Muhalefete bir uyarı bir gözdağı.

Bir aynaya bakma hâli.

 

Çünkü tarih şunu hatırlatır:

En çok konuşanlar değil,
en çok tüketmeyenler kalır.

Ve geriye koltuk değil…
kimin neyi yıprattığı kalır.

“Siyaset Diziye Döndü: Herkes Başrolde, Kimse Hikâyede Değil” 

 

Siyaset bazen gerçekten bir dizi gibi.

Senaryo bol…
Entrika sınırsız…
Sadakat mevsimlik…
Ve herkes kendini başrol sanıyor.

 

Bir bakıyorsun;
dün omuz omuza yürüyenler bugün birbirine “hain” diyor.

Bir bakıyorsun;
dün alkış tutanlar bugün aynı ismi linç ediyor.

Demek ki mesele fikir değilmiş.
Mesele mikrofonun kimde olduğuymuş.

 

CHP’de bugün yaşanan tabloyu sadece “kurultay” diye okumak eksik kalır.

Bu biraz da kırgınlık savaşı…
Biraz ego…
Biraz hesap…
Biraz da “kim kimi tasfiye edecek” meselesi.

Ve toplum artık bunu görüyor.

Çünkü vatandaş slogan değil enerji okuyor.

 

“Birlik” deniyor…

Ama herkes birbirine mesafeli.

“Umut” deniyor…

Ama koridorlarda güvensizlik dolaşıyor.

“Daha iyi Türkiye” deniyor…

Ama aynı masa etrafında oturmak bile zorlaşıyor.

İnsan da ister istemez düşünüyor:

Kendi içinde huzur kuramayanlar,
ülkeye nasıl huzur verecek?

 

24 Mayıs görüntüleri sıradan değildi.

Kapılar…
Barikatlar…
Polis müdahalesi…
Biber gazı…
Aynı partinin insanlarının birbirine karşı saf tutması…

Bunlar yalnızca siyasi kareler değildi.

Bir partinin hafızasının yorulduğu anlardı.

 

Özgür Özel başka bir şey söylüyor…
Kemal Kılıçdaroğlu cephesi başka bir haklılık anlatıyor…

Ve herkes kendince doğru.

Ama bazen siyasette herkes haklıysa,
kaybeden genelde toplum oluyor.

 

Bir başka mesele de şu:

Türkiye’de siyaset artık fikir kavgasından çok aidiyet savaşına döndü.

Kim kimin adamı…
Kim hangi ekibin yanında…
Kim hangi klikte…

Sanki memleket değil de sezon finali konuşuluyor.

 

İşin ironik tarafı ne biliyor musunuz?

Herkes “demokrasi” diyor…
Ama kimse karşı fikre tahammül edemiyor.

Herkes “örgüt iradesi” diyor…
Ama sadece kendi tarafındaki iradeyi meşru görüyor.

Sonra da toplum neden siyasetten uzaklaşıyor diye şaşırılıyor.

 

Bazı gazeteciler de enteresan gerçekten.

Dün başka odalarda fısıldayanlar,
bugün başka masalarda vicdan anlatıyor.

Rüzgâr değişince fikir değiştirenlerin
“duruş” kelimesini bu kadar rahat kullanması bile başlı başına trajikomik.

Çünkü halk artık şunu biliyor:

Bazıları fikir değiştirmiyor.
Sadece patron değiştiriyor.

 

Ve evet…

Toplum artık kavga izlemek istemiyor.

Kim kimi tasfiye etti…
Kim hangi delegeden yana…
Kim hangi fotoğrafta yer aldı…

İnsanların umurunda olan şey bu değil artık.

Pazar filesi boş.
Gençlerin umudu kırık.
Emeklinin nefesi dar.

Ama Ankara hâlâ iç savaş halinde.

 

Siyasetin en acı tarafı şu galiba:

Aynı cümleleri kurup aynı duyguda buluşamamak.

Ve tarih çoğu zaman bağıranları değil,
kriz anında birbirini tüketmeyenleri yazıyor.

Geriye koltuk değil,
karakter kalıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *