“Bayram İkramiyesi Değil, Geçim Mesajı”
“Emeklinin Bayramı Takvimle Başlıyor”
Emekli takvimi yine geldi. Takvim diyorum çünkü bu ülkede milyonlarca insan artık maaş günüyle değil, “acaba bugün yatar mı?” hissiyle yaşıyor. Bayram yaklaşırken açıklanan ikramiye tarihleri bir müjde gibi sunuluyor. Oysa sokaktaki gerçek başka: Emekli artık bayramı değil, hesabına düşecek mesajı bekliyor.
“4 Bin Liralık Teselli”
4 bin lira… Bir zamanlar kurban parasına, toruna harçlığa, bayram alışverişine nefes olan ikramiye; bugün pazarda birkaç poşet, faturada birkaç kalem, eczanede birkaç ilaç demek. Bayramın adı var ama sofradaki etin hesabı hâlâ kasap vitrininin önünde kalıyor.
Türkiye’nin emeklisi yıllarca çalıştı. Fabrikada ter döktü, direksiyon salladı, memur masasında ömür bıraktı, küçük esnaf olarak kepenk açtı. Şimdi ise aldığı maaşın tarihini ezberlemek zorunda. SSK ayrı gün, BAĞ-KUR ayrı gün, Emekli Sandığı ayrı gün… Hayatın sonbaharında insan biraz huzur isterdi. Ama sistem hâlâ emekliyi bürokratik takvimin içinde koşturuyor.
“Bayram Geldi, Emekli Yine Hesap Bekliyor”
İktidar her bayram öncesi ikramiyeyi bir “destek” gibi anlatıyor. Oysa mesele yardım değil; mesele yıllarca verilmiş emeğin karşılığı. Emekli sadaka istemiyor. İnsan gibi yaşamayı istiyor. Torununa mahcup olmamayı, pazarda fiyat etiketi görünce geri dönmemeyi istiyor.
Bir ülkenin vicdanı, yaşlısına nasıl davrandığında saklıdır. Çünkü emekli sadece ekonomik veri değildir. O; bu memleketin hafızasıdır. Bugün maaş kuyruğunda bekleyen o insanlar, bir zamanlar bu ülkenin üretim gücüydü.
“İkramiye Yattı, Geçim Derdi Bitmedi”
“Emekli İçin Bayram Değil, Hesap Günü”
“Bir Mesajlık Bayram Sevinci”
“Emeklinin Sofrasında Bayram Eksik”
“Maaş Tarihine Sıkışan Ömürler”
“Bu Ülkede Emekli Bayramı Değil, Sabretmeyi Bekliyor”
Bayram geliyor. Hesaplara para yatacak. Telefonlara mesaj düşecek. Belki birkaç günlüğüne yüzler gülecek. Ama gerçek değişmeyecek:
Bu ülkede emekli artık yaşamıyor, idare ediyor.