MEDYA SİYASET ENGELLİYE ENGELLİLER HAFTASI HARİÇ İLGİSİZ

MEDYA SİYASET ENGELLİYE ENGELLİLER HAFTASI HARİÇ İLGİSİZ

YAYINLAMA:

“Gerçek Engel Bedende Değil, Görmezden Gelen Vicdanlarda”

Maltepe’nin sokaklarında bir isim dolaşıyor uzun zamandır…
Ne manşet peşinde koşuyor, ne alkış.
Sadece bir masa başı, bir iş kartı, bir “hoş geldin” cümlesi bekliyor.
Adı Umut Pembegül.
Adı Umut… ama memleket ona yıllardır umut vermiyor.

Engelliler Haftası gelince kürsüler kuruluyor.
Mikrofonlar açılıyor.
Belediyeler renkli afişler basıyor.
Sosyal medyada duygu yüklü videolar dönüyor.
Bir hafta boyunca herkes vicdanını cilalıyor.
Sonra?
Sonra hayat yine kaldığı yerden devam ediyor.

Rampasız kaldırımlar…
Ulaşılmaz kamu binaları…
Cevapsız telefonlar…
Ve o meşhur cümle:
“Biz seni ararız.”

Asıl mesele şu;
Bu ülkede engelli bireyler unutulmuyor.
Daha kötüsü oluyor…
Hatırlanıyormuş gibi yapılıyor.

Umut Pembegül’ün isyanı sadece bir kişinin hikâyesi değil.
Bu; devlet koridorlarında bekletilen, belediye kapılarında oyalanan, özel sektörde CV’si sessizce kenara bırakılan binlerce insanın ortak sesi.

Meslek lisesi mezunu bir genç…
EKPSS’ye giriyor.
İŞKUR’a gidiyor.
Siyasetçilerin kapısını çalıyor.
Kaymakamlığa gidiyor.
Belediyeye gidiyor.
Ama sistem dönüp dolaşıp aynı cevabı veriyor:

“Biz seni ararız.”

Türkiye’de bazı telefonlar hiç çalmaz.
Çünkü o insanların sırtında torpil yoktur.
Çünkü bazı hayatlar sadece farkındalık haftalarında dekor olarak görülür.

Ne acı…
Fotoğraf karelerinde en önde duran insanlar, istihdam listelerinde yok.

Birileri çıkıp engelli bireylere “sabredin” diyor.
Ne kadar sabretsinler?
Hayat zaten onlar için baştan sona mücadele.

Otobüse binmek mücadele…
İşe girmek mücadele…
Kendini anlatmak mücadele…
Bir de toplumun acıyan gözleriyle savaşmak zorundalar.

Oysa engelli olmak eksik olmak değildir.
Hayal kurmaya engel değildir.
Üretmeye, sevmeye, yaşamaya engel değildir.

Asıl engel; insanların kafasındaki paslı kilitlerdir.

Bir toplumun vicdanı kaldırımlarından belli olur derler.
Ama bence bir ülkenin insanlığı, en çok görmezden geldiklerine nasıl davrandığında saklıdır.

Bugün milyonlarca engelli birey acınmak istemiyor.
Sadaka da istemiyor.
Sadece fırsat istiyor.
Bir masa…
Bir iş…
Bir hayat…

Ama ne yazık ki bazı kurumlar engelli bireyleri yalnızca “sosyal sorumluluk fotoğrafı” olarak görüyor.
Objektif kapanınca ilgi de bitiyor.

Acı olan şu:
Bedensel engeller aşılır.
Teknoloji gelişir.
Yollar yapılır.
Sistemler kurulur.
Ama vicdan engelli olunca hiçbir şey düzelmiyor.

Hayat bazen insanı sessizce sınar.
Ve bazı insanların canını tekerlekli sandalye değil, toplumun umursamazlığı acıtır.

Çünkü gerçek engel; yürüyememek değil…
Birilerinin seni hiç görmemesidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *