ROZETİN GÖLGESİNDE KALANLAR
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

ROZETİN GÖLGESİNDE KALANLAR

YAYINLAMA:

Bir partiyi ayakta tutan şey; salonlardaki alkış değil, sokaktaki vicdandır.
Bugün siyasetin en büyük hastalığı; eleştiriyi ihanet, sorgulamayı düşmanlık sayan kibir düzenidir.

Bazıları koltuğu halka hizmet için değil, küçük bir saltanat kurmak için kullanıyor.
İsimler değişiyor ama düzen aynı kalıyor:
Birileri konuşacak, birileri susacak…
Birileri milyonluk sofralarda “halkçılık” anlatacak, birileri kuru çayla seçim nöbeti tutacak.

Sonra ne olacak?
Kameralar açılacak…
Sahte tebessümlerle yardım kolileri dağıtılacak…
Yoksulluğu bitiremeyenler, yoksulluğu reklam malzemesi yapacak.

İşte tam burada başlıyor çürüme.
Çünkü sosyal demokrasi; biat edenlerin değil, itiraz edenlerin nefesidir.
Korkutulan değil, konuşabilen insanların rejimidir.

Ama bugün bazı yapılarda öyle bir hava var ki;
sanki parti değil derebeylik yönetiliyor.
Eleştiren susturuluyor, sorgulayan hedef gösteriliyor, farklı düşünen hain ilan ediliyor.

Oysa siyasetçi dediğin hesap verir.
Tehdit etmez.
Bağırmaz.
Korkutmaz.

Çünkü halkın oyuyla gelenin sahibi halktır, koltuk değildir.

Bir memlekette namuslu insanlar cesaretini kaybederse;
meydanı zübükler doldurur.
Sonra dürüst insanların emeğiyle kurulan yapılar, birkaç kişinin çiftliğine dönüşür.

Bugün insanların öfkesi sadece yoksulluğa değil;
adaletsizliğe, kibire, sahte ahlaka…
Yani yüzümüze baka baka oynanan tiyatroya.

Ve artık sokakta şu cümle daha fazla yankılanıyor:
“Yeter artık.”

Çünkü insanlar taraf olmak istemiyor.
Ne yandaş olmak istiyorlar ne kör muhalif.
İnsanlar artık temiz siyaset, temiz vicdan, temiz yüz görmek istiyor.

Belki de asıl mesele tam burada başlıyor:
Rozeti taşımak kolay…
Ama o rozetin ağırlığını vicdanında taşımak herkesin harcı değil.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *