RAMPA VAR DEDİLER, DUVAR ÇIKTI
Asıl Engel Kaldırımda Değil Zihniyette
Bu şehirde engelli olmak bazen bir sağlık meselesi değil;
doğrudan sabır testi gibi yaşatılıyor insana.
Kaldırıma “erişilebilir” diyorlar…
Bir direk çıkıyor önüne.
“Asansör var” diyorlar…
Bozuk.
“Öncelik tanıyoruz” diyorlar…
Bakışlarda bile sıra vermiyorlar.
Sonra bir kürsü kuruluyor.
Mikrofon açılıyor.
Rakamlar havada uçuşuyor.
Rampa Boyandı, Hayat Düzelmedi
Biri “370 kişi işe alındı” diyor.
Diğeri “293” diye düzeltiyor.
İyi de vatandaş artık şunu soruyor:
“Kaç engelli gerçekten işe alınabildi?”
Çünkü mesele sadece sayı değil.
Mesele hayatın içinde gerçekten yer açılıp açılmadığı.
Bu ülkede erişim bazen bina girişinde bitiyor.
Empati ise çoğu zaman seçim afişinde kalıyor.
Engelsiz Şehir Afişte Kaldı
Her seçim dönemi aynı cümleler:
“Engelsiz şehir…”
“Sosyal belediyecilik…”
“Hayatı birlikte paylaşacağız…”
Sonra yağmur yağıyor…
Bir tekerlekli sandalye kaldırıma çıkamıyor.
Bir görme engelli, sarı çizginin üstüne park eden motosiklete çarpıyor.
Bir işitme engelli, kamu binasında derdini anlatacak kimse bulamıyor.
Ama toplantı salonlarında herkes “hassasiyet” anlatıyor.
Ne garip değil mi?
Bu ülkede en çok konuşulan şeylerden biri vicdan…
Ama en az uygulanan şey de o.
Bir de şu var…
Vicdan Konuşuyor, Sistem Duymuyor
Siyasette herkes birbirine bağırıyor.
“Yandaş”, “tetikçi”, “müptezel”, “algıcı”…
İyi de gerçekten sesi duyulmayan insanlar var bu memlekette.
Çünkü bazı insanlar için mesele siyasi değil;
doğrudan yaşamsal.
Bir rampa eksikliği…
Bir asansör arızası…
Bir kaldırım yüksekliği…
Bir Şehrin Gerçek Ölçüsü
Bir insanın bütün gününü eve kapatabiliyor.
Ama ekranlarda hâlâ aynı tartışma:
“Kim kime ne dedi?”
Belki de bu yüzden toplum artık nutuk değil, dokunan hizmet görmek istiyor.
Çünkü engelli vatandaş şunu çok iyi biliyor:
Acımak başka şey,
eşit yaşatmak başka şey.
Ve galiba bu ülkede hâlâ en büyük engel;
beton değil, zihniyet.
🖋️ Engelsiz Yaşam Köşesi
“Ne yandaş, ne karşıt. Tek Gerçek GÜNESAV Haber.”