“Rapor var, vicdan yok: Engellinin hakkı kimde kaldı?”

“Rapor var, vicdan yok: Engellinin hakkı kimde kaldı?”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kartal sahilinde yürüyen bir tekerlekli sandalye düşün…
Deniz var, martı var, umut var.
Ama sistem yok.

Şimdi soralım:
Engelli kadrosu kimin hakkı?
Gerçekten ihtiyacı olanın mı, yoksa “kağıt üstünde engelli” olanın mı?

Uşak’tan gelen o haber, sadece bir şehir meselesi değil.
Bu, ülkenin damarına kaçmış bir haksızlık.
Engelli raporuyla işe girip gece başka hayat yaşayanlar varsa…
Orada sorun birey değil, sistemin çöküşüdür.

Açık konuşalım.
Bu bir “küçük skandal” değil.
Bu, hak gaspıdır.
Bu, alın terine çökmektir.
Bu, yürüyemeyen birinin yolunu kesmektir.

Kartal’da bir engelli kardeşimiz belediyenin kapısında bekliyor.
Eline dosyasını almış, gözünde umut:
“Belki bu sefer olur…”

Ama içeride ne oluyor?
Listeler hazırlanıyor.
Tanıdıklar giriyor.
Hak eden yine dışarıda kalıyor.

Sonra çıkıp “sosyal belediyecilik” diyorlar.
Kusura bakmayın, bu sosyal değil.
Bu, selektif adalet.

Bir de şu var:
Engelli olmak zaten hayatla sürekli pazarlık yapmak demek.
Kaldırım yok, erişim yok, iş yok…
Bir de üstüne hakkı çalınıyorsa, orada devletin aynası kırılmış demektir.

Şimdi herkes şunu sormalı kendine:
Gerçekten ihtiyaç sahibinin hakkını kim savunacak?

Çünkü mesele bir parti değil.
Mesele bir şehir değil.
Mesele, vicdanın hala çalışıp çalışmadığı.

Ve unutmayın:
Bir ülkede en zayıfın hakkı korunmuyorsa,
en güçlü olan da aslında güvende değildir.

Bugün engellinin hakkı çalınır…
Yarın herkes sıraya girer.

Sessiz kalırsan, sıra sana gelir.

 
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *