MEYDAN DOLU, CEP BOŞ: EMEKLİ SESSİZ AMA HAFIZASI DİRİ

MEYDAN DOLU, CEP BOŞ: EMEKLİ SESSİZ AMA HAFIZASI DİRİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“EMEKLİNİN GÖZÜNDEN: MEYDAN DOLU, CEP BOŞ, SÖZ ÇOK”

Kalabalıklar var…
Meydanlar dolu, kürsüler yüksek, mikrofonlar sonuna kadar açık.
Söz çok. Hatta öyle çok ki, kelimeler birbirine çarpıp düşüyor artık.

Ama bir yerde, biraz geride…
Bir banka oturmuş, sesi kısık ama bakışı keskin bir kitle var: emekliler.

Ne bağırıyorlar, ne slogan atıyorlar.
Onların dili başka.
Onların dili… beklemek.

Çünkü onlar biliyor:
Bu ülkede en yüksek ses, çoğu zaman en az şeyi anlatır.
En sessiz olan ise… en çok şeyi hatırlar.

 

Emekli dediğin, bu ülkenin arşividir.
Fiş kesmeden önce fiş yazılan günleri bilir.
Markete girince hesap makinesi değil, vicdan kullanan esnafı hatırlar.
Bir maaşla ay değil, yıl planlayan zamanları saklar cebinde.

Şimdi?
Maaş geliyor…
Ama daha gelmeden gidiyor.

Elektrik, su, kira…
Sonra bir de hayatın kendisi var.
En pahalı kalem o zaten.

 

Meydanlarda “refah” konuşuluyor.
Ama emeklinin evinde “idare etmek” hâlâ başrolde.

Bir çay daha koyarken iki kere düşünen bir kuşak bu.
Bir torun harçlık isterken gözünü kaçıran…
Kasada poşeti hafifletip gönlünü ağırlaştıran bir nesil.

Ve en tehlikelisi şu:
Alışıyor.

İnsan her şeye alışır derler ya…
İşte o cümle, en büyük sessiz çöküştür aslında.

 

Ama bir şey var ki…
Kimse onu hesaba katmıyor:

Emekli unutmaz.

Sandık geldiğinde hatırlar.
Ekranda izlediği sözleri, cebinde hissettiği boşluğu karşılaştırır.
Ve kim ne derse desin, kendi matematiğini yapar.

O matematikte propaganda yoktur.
Orada sadece gerçek vardır.

 

Bugün emekli konuşmuyor olabilir.
Ama bu, söyleyecek sözü olmadığı için değil.

Bazen en güçlü cümle…
Hiç kurulmayandır.

Çünkü herkes bağırırken,
gerçek sessizce büyür.

Ve bir gün…
o sessizlik, bütün meydanlardan daha gür çıkar.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *