Rüzgârın Dili

Rüzgârın Dili

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bazen hayatın gürültüsü insanın içine çöker.
Şehir konuşur, sokak bağırır, ekranlar susmaz…
Ama bir an gelir; rüzgâr eser.
Ve o görünmez el, ruhumuzun üzerindeki tozu silkeler.

Rüzgârın sesini dinlemek garip bir huzurdur.
Sanki bedenle ruh aynı ritimde dans etmeye başlar.
Beyni işgal eden düşünceler birer birer çekilir sahneden.
Kafamızın içinde bağıran o gereksiz sesler…
bir duvara çarpıp geri döner.
Kulağımıza ulaşamazlar artık.

Rüzgârın kendine ait bir dili vardır.
Ama tuhaf olan şu ki; herkes anlar onu.
Hiç tercümana ihtiyaç duymaz.
Bir esinti gelir ve çocukluğun kokusunu taşır.
Bir başka rüzgâr geçer, sevdiğin birinin sesini fısıldar.
Bazen bir haber getirir uzaklardan…
Bazen de bizden bir selam götürür merak edenlere.

Eğer bu sesi paylaşacak insanlar varsa yanında,
işte o zaman rüzgâr başka bir hikâyeye dönüşür.
Dostlarla dinlenen bir rüzgâr,
en güzel şarkıdan bile daha melodiktir.
Esintinin ritmiyle türküler söylenir,
şiirler dökülür dudaklardan.
İnsan fark etmeden içini açar gökyüzüne.

Rüzgâr bazen isyanın iç sesidir.
Bazen romantizmin kanat çırpınışı.
Bazen de sadece bir hatırlatmadır:
Hâlâ yaşıyoruz.

Tek bir dili yoktur rüzgârın.
Ama ortak bir duygusu vardır:
Birleştirir bizi.

Aynı gökyüzünün altında
aynı serinliği hisseden insanlar oluruz bir anda.
Tanımadıklarımızla bile gizli bir sohbet başlar.
Bir esinti geçer aramızdan
ve biz buna Anadolu’nun eski kelimesiyle
hasbıhal deriz.

Belki de bu yüzden insan bazen dağlara gitmek ister.
Bir tepenin başında durup rüzgârı dinlemek…
Şehrin kirli nefesinden uzaklaşmak…
Ve yeniden hatırlamak kendini.

Gel gör ki rüzgâr hep orada.
Sadece kulak vermek gerekiyor.

Hadi o zaman…
Biraz duralım.
Biraz susalım.
Ve rüzgârın anlattıklarını dinleyelim.

Belki de hayatın en güzel haberleri
tam şu anda
bir esintinin içinde
bize doğru geliyordur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *