CHP Biatla Değil, Demokrasiyle Büyür
Türkiye’nin siyasi atmosferi bazen bir fırtına kadar serttir; ama CHP’nin içinde esen rüzgâr, sadece dışarıdan bakınca anlaşılabilir. İçeride yaşananlar, partinin gerçek damarını gösteriyor: Demokrasi mi, otorite mi? Eleştiri mi, ihraç mı?
Eskiden iyilik sessizdi. Bir el verir, öbür el bilmezdi. Bugün her yardım, her açıklama, her fotoğraf sahneye taşınıyor; flaşlar patlıyor, story’ler uçuyor, etiketler fırlıyor. İyilik değil, PR stratejisi… Yardım değil, içerik üretimi. Bu tabloda, parti içi muhalefeti susturmak için başlatılan ihraç furyası ise zehir gibi. Oysa eleştiri nefestir; nefes kesilirse, geriye sadece sessizlik ve otorite kalır.
CHP’nin içinde ne fırtınalar kopuyor, ne ihraçlar, ne boş vaatler… Herkes bir tarafı tutuyor, her açıklama tartışma konusu. Ama işin özü net: parti içi demokrasi, fikir özgürlüğü ve aidiyet, sadece kağıt üzerinde değil, gerçekten yaşatılmalı.
Laiklik bildirileri, ihraçlar, yardım kolileri… Hepsi göz boyama, PR, gösteri. Eski CHP’de iyilik gizliydi, merhamet gizliydi; şimdi her şey kamera karşısında, mikrofon önünde. Yoksulluğu malzeme yapıp alkış toplamaktan başka bir şey değil.
CHP’nin geleceği, ihraç edilenler ya da taşra muhaliflerinin şikayetleriyle değil; içerdeki fikir zenginliği ve birlik ruhuyla şekillenir. Siyasi başarı, biatla değil, ortak akıl ve sabırla gelir.
Oğuz Kaan Salıcı’nın da dediği gibi: esas rakip partinin kendi üyeleri değil, ülkeyi yöneten talan ve yolsuzluk düzenidir. Partiyi küçültüp iç çekişmelerle vakit kaybetmek, Türkiye’nin ihtiyacı olan gerçek muhalefeti baltalamaktan başka bir şey değildir.
CHP’nin en büyük gücü, farklı sesleri susturmamak, onları kucaklayıp büyütmektir. Eleştiri nefes gibidir; kesersen, sadece sessizlik ve otoriterlik kalır. Partiyi büyüten şey tasfiye değil, birlikte mücadele kültürüdür.
Laiklik bildirileri furyası da ayrı bir çelişki. Binbir ses, binbir bildiri… Ama CHP kurumsal olarak sessiz. Neden? Belki strateji, belki korku… Ama en net olanı: Bildiri yayımlayanlar CHP’nin suskunluğunu dert etmiyor; mesele gündem yaratmak, dikkat toplamak.
Kurultay davaları, İmamoğlu operasyonları, ihraçlar… Hepsi iç içe. CHP’nin gücü, farklı fikirleri kucaklayabilme yeteneğinde. Eğer içindeki sesleri dışlarsan, sadece bir yüzde bandında gidip gelmeye mahkûmsun. Oysa demokrasi, partiyi güçlü kılan nefes, eleştiri ise onu büyüten köklerdir.
Bütün mesele, CHP’yi ve Türkiye’yi sahici bir zemine oturtmak. Filiz veren tohuma sahip çıkacak eller gerekiyor; gölge değil, orman olmak için. Toplumsal mutabakat, adalet, şeffaflık ve insan odaklı politikalar, partiyi sadece büyütmez; ona güven kazandırır.
. CHP’nin içinde öyle bir kaynama var ki, dışarıdan bakınca “parti mi, cürüm mü?” diye sorarsın. Eskiden sessiz iyilik vardı; şimdi her şey flaş, etiket, story. Parti içi muhalefeti susturmak için ihraç furyası var; eleştiri nefes, onu kesersen geriye sadece otorite kalır.
Laiklik bildirileri meselesi ayrı bir tuhaflık. 168 kişi, sendikalar, TTB derken herkes bir bildiri patlatıyor; ama CHP kurumsal olarak sus pus. Neden? Ya strateji var, ya korku… ama en net olanı: bu sessizlik, bildiri sahiplerini rahatsız etmiyor. Çünkü mesele CHP değil, gündem belirlemek.
Kurultay davaları, İmamoğlu davası, ihraçlar… Her şey birbiriyle bağlı. Parti içi demokrasi diye bir kavram bırakılmış mı, emin değilim. Ama açık olan şu: CHP’nin gücü içindeki sesleri dışlamadan, farklı fikirleri kucaklayarak büyüyor. Bunu unutursan, %25–30 bandında gidip gelmeye mahkûmsun.
Özetle: CHP’yi kurtaracak olan, ihraçlar ve sessizlik değil; toplumsal mutabakat, demokratik refleks ve partiye yıllarını vermiş insanlara saygıdır. Filiz atan tohumun yanında duracak eller lazım. Ortak aklı büyüt, birleş; yoksa gölge değil, çöl olursun.
İster eleştiri ister destek, mesele sadece parti içi mevzular değil. Bu iş, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili. Ve bunu yapanlar, ekran önünde değil, sahada görünür olmalı. Merhamet gösteri değil, gerçek emektir.
Şunu net söyleyelim: CHP biatla değil, demokrasiyle büyür; eleştiri nefestir, ihraçlar zehirdir. Ve bu nefes kesilmedikçe, demokrasiye inanan herkesin umudu canlı kalır.