MİZANSEN KARTAL TÜRKİYE: KÖTÜNÜN İYİSİ DE ENKAZDIR
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

MİZANSEN KARTAL TÜRKİYE: KÖTÜNÜN İYİSİ DE ENKAZDIR

YAYINLAMA:

Bu ülke artık ahlaki çöküş yaşamıyor.
Bu, adı konmamış bir ahlak heyelanı.
Erozyon sabır ister, heyelan anidir. Gürültülüdür. Üzerine düşer. Kaçacak yer bırakmaz.

Siyasetin ulaştığı seviye şu kadar basit, şu kadar çıplak:
Siz daha çok yolsuzluk yapıyorsunuz.
Biz daha az anti-demokratız.

Al sana rekabet.
Al sana Türk usulü siyaset.

İktidar halka gaz rezervi bulur,
Muhalefet halkın gazını alır.
Biri “müjde” der, öteki “tepkiyi soğutma görevlisi”dir.
Roller net, mizansen tamam.

ABD’nin yönettiği ülkelerde muhalefet, iktidarın arka bahçesidir.
Görevi bellidir:
Halk ayaklanmasın, öfke taşmasın, sokak kaynamasın.
Bizde de sistem ithal. Sadece etiket yerli.

Yandaş yazar diyor ki:
“Gerekirse Türkiye, ABD ve Suriye uzlaşır, Fırat’ın doğusuna büyük operasyon olur.”
Halep oradaysa, askerî operasyon burada!
Harita masada, halk kenarda.

Dar gelirlinin yeni adresi belli:
Tarihi geçmiş ya da son kullanma tarihi yaklaşmış bayat ürün satan marketler.
Ama kimse sormuyor:
Bu yurttaşı bu hale düşüren bayat politikacılar ne zaman çöpe atılacak?

Akbelen’de zeytin ağacı hâlâ mahkemede.
Ama çevresindeki 679 parsel tarım arazisi jet hızıyla kamulaştırıldı.
Adı Akbelen, soyadı AKP-bela.
Doğa savunmada, sermaye hücumda.

CHP Meclis’i terk etmeme eyleminde.
Keşke bir de “muhalefeti terk etmeme” eylemi başlatsalar.
O zaman başka eyleme gerek kalmaz.

AKP seçim hazırlığında değil belki ama
seçim yolsuzluk haritası çoktan çizilmiş.
Muhalefet yol haritası çalışıyor,
iktidar ise bildiği yoldan devam ediyor:
Kestirme, karanlık, denetimsiz.

Bizde en harbi muhalefet hava muhalefeti.
Yüzlerce uçuşu iptal ettiriyor anında.
Ana muhalefet ise Meclis’teki politikacı uçuşlarını engelleyemiyor.
Muhalefet bizde biraz hava civa.

10 Ocak mı?
Kutlama falan değil bu.
2025’te gazeteciler 610 kez hâkim karşısına çıktı,
95’i gözaltına alındı, 39’u tutuklandı.
O yüzden bu günün adı:
İçerideki Gazeteciler Günü.

Çalışan yok.
Alışan var.
Yılışan var.
Susan var.
Satılan var.
Borazan çok.

Basından sansürün kaldırıldığı günü kutlardık eskiden.
Gazetecilik kılık mı değiştirdi, yoksa biz mi kandık?

Ülkenin en acil ihtiyacı ne?
Demokrasi mi? Hukuk mu? Ahlak mı?
Yok.
İmam HAPip Lisesi.
Kelepçesi bol olur,
kelepir demokrasilerin.

ABD mi?
Adını koyalım:
Amerika Bombalama Demokrasisi.
Petrol neredeyse orası “özgür”.
Trump diyor ki: “Venezuela’yı biz yöneteceğiz.”
Maduro artık MAĞDURo.
Diktatörlük ölçüsü Washington’dan veriliyor.

Ama bak…
Bütün bu karanlıkta hâlâ bir şey oluyor.

Bir gül açıyorsa bu ülkede,
Aşkla, ümitle açıyor.
Kanın aktığı yerde,
Gözyaşının düştüğü yerde
İnatla tomurcuklanıyor.

Belki de umut tam burada başlıyor:
Bayat politikanın çöpe atıldığı,
bayat düzenin reddedildiği yerde.

Kötünün iyisine razı olmayacağız.
Çünkü kötünün iyisi de kötüdür.
Ve bu ülke, artık enkazla yetinmek istemiyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *