Kartal’da Plan İptali: Kim Haklı, Kim Susuyor?
Müjde Kimin, Bedel Kimin?
Bu bir imar tartışması değil.
Bu bir devlet–vatandaş yüzleşmesi.
Etap 1 – Etap 2 planları iptal edildi.
Dosya kapandı sananlar yanılıyor.
Asıl dosya şimdi açılıyor.
Çünkü herkes konuşuyor gibi yapıyor,
ama kimse sorumluluk almıyor.
1. Kartal Halkı ve Vatandaş: Net Şekilde Haklı
En baştan söyleyelim.
Bu hikâyede en az tartışmalı taraf Kartal halkı.
Vatandaş ne yaptı?
Devletin onayladığı plana güvendi
Evini boşalttı
Kiraya çıktı
Müteahhitle sözleşme yaptı
Hayatını askıya aldı
Sonra devlet dedi ki:
“Yanlış planmış.”
Burada tartışma biter.
Hukuki güvenlik ilkesi şunu söyler:
Devlet hata yaparsa, bedeli vatandaşa ödetemez.
Ama Kartal’da ödetiliyor.
Bugün kirada sürünen,
arsa başında bekleyen,
yardım kesilir mi diye geceleri uyanan herkes haklıdır.
Net.
2. Esnaf: Sessiz Ama En Çok Zarar Gören
Kimse konuşmuyor ama esnaf bu krizin görünmeyen mağduru.
Mahalle boşaldı
Nüfus azaldı
İnşaatlar durdu
Ticaret kilitlendi
Bakkalın, kahvecinin, berberin umurunda emsal kaçtı mı?
Hayır.
Onun umurunda olan tek şey şu:
“Bu sokak yeniden yaşayacak mı?”
Bu belirsizlikte esnaf kaybeden tarafta.
Haklı ama yalnız.
3. STK’lar, Yöre Dernekleri: Haklı Ama Geç Kaldılar
Sivil toplumun görevi neydi?
Daha başta ses çıkarmak.
Bir kısmı sustu.
Bir kısmı geç uyandı.
Bir kısmı “biz siyasete girmeyelim” dedi.
Oysa bu siyaset üstü bir konuydu.
Mülkiyet meselesiydi.
Yaşam meselesiydi.
Şimdi haklılar mı?
Evet.
Ama geç kalmış bir haklılık bu.
Yine de masada olmaları şart.
4. Muhtarlar: Arada Kalanlar
Muhtarlar halkı dinledi.
Ama yetkileri yoktu.
Doğru.
Ama şunu da söyleyelim:
Daha yüksek ses çıkabilirdi.
Yine de bu tabloda muhtarlar suçlu değil,
sistemin arasında ezilen aktörler.
5. Yerel Basın: İkiye Ayrılıyor
Bir taraf var:
Gerçeği yazan, baskıya rağmen konuşan.
Bir taraf var:
Bülten basını yapan, “müjde” manşeti atan.
Bugün kim haklı çıktı?
Birinci grup.
Yerel basın bu süreçte ya tarih yazdı,
ya da utanç arşivi bıraktı.
6. Mimarlar Odası ve Meslek Odaları: Haklı ve Bilimsel
Bu süreçte en tutarlı çizgi kimdeydi?
Meslek odalarında.
Bilim dediler
Yoğunluk dediler
Altyapı dediler
Katılım dediler
Mahkeme ne dedi?
“Şehircilik ilkelerine aykırı.”
Yani Mimarlar Odası’nın dediği çıktı.
Bu tabloda haklı taraflardan biri net biçimde onlar.
7. Belediyeler (Yerel Yönetim): Yarı Haklı, Yarı Eksik
Kartal Belediyesi “yetkimiz yoktu” diyor.
Bu doğru.
Ama bugün yetki tartışması bitti.
Şimdi pozisyon alma zamanı.
Vatandaşın yanında mısın, değil misin?
Sadece “biz yapmadık” demek yetmez.
Şimdi çözümün parçası olmak zorundasın.
Aksi halde bu sessizlik,
seni de bu krizin ortağı yapar.
8. Bakanlık (Merkezi İdare): En Zayıf ve En Sorumlu Taraf
Geldik asıl meseleye.
Bu planları kim yaptı?
→ Bakanlık.
Kim onayladı?
→ Bakanlık.
Kim “müjde” dedi?
→ Merkezi siyaset.
Plan iptal edildi.
Peki şimdi ne var?
Özür yok
Açıklama yok
Mağduriyet planı yok
Bu kabul edilemez.
Devlet ciddiyeti burada sınıfta kaldı.
Bu tabloda en haksız taraf açık ara merkezi idaredir.
9. Siyasi Partiler
İktidar:
Müjdeyi verdi
Sonucu sahiplenmedi
Bu siyasi sorumluluktan kaçmaktır.
Muhalefet:
Eleştirdi ama yeterince sahiplenmedi
Bu da eksik muhalefettir.
Kartal gibi bir yerde bu dosya
TBMM gündemine taşınmalıydı.
10. TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi): Susarak Kaybeden
Bu bir münferit plan değil.
Bu bir emsal.
Bugün Kartal,
yarın başka ilçe.
TBMM bu konuda sessiz kaldıysa,
bu sessizlik de tarihe not düşülür.
Sonuç: Kim Haklı?
Net cevap:
Haklı: Vatandaş, halk, esnaf, meslek odaları
Kısmen haklı ama eksik: Belediye, STK’lar, muhtarlar
Haksız: Bakanlık ve süreci pazarlayan siyaset
Sorumluluktan kaçan: İktidar
Yetersiz kalan: Muhalefet
Bu mesele kapanmadı.
Kapanamaz.
Çünkü bu dosya betonla ilgili değil.
Bu dosya güvenle ilgili.
Ve güven bir kere kırıldı mı,
onu ne yeni plan
ne yeni müjde
ne de süslü sunumlar onarır.
Kartal halkı artık şunu söylüyor:
“Plan değil, hesap istiyoruz.”
Bu ses daha yükselecek.