Silahsız İşgaller ve Sessiz Diplomasi

Silahsız İşgaller ve Sessiz Diplomasi

YAYINLAMA:

​Dünya artık tankların, topların ve cephe savaşlarının tek belirleyici olduğu o eski dönemi geride bırakıyor. 

Bugün bir ülkenin kaderi, bazen binlerce kilometre öteden yapılan bir telefon görüşmesiyle veya masada çizilen bir yol haritasıyla değişebiliyor. 

Biz buna literatürde "yumuşak güç" diyoruz, ancak gerçekte yaşanan şey çok daha derin bir egemenlik aşınması.

​Geleneksel savaşlarda bir ülkenin kontrolünü ele geçirmek için orduların sınırdan girmesi gerekirdi. 

Oysa günümüzde "modern müdahale" modelleri, dışarıdan bir saldırı yerine içeriden bir zayıflatma stratejisi izliyor. 

Eğer bir yönetim, sahadaki riskleri ve ekonomik baskıları yönetemeyecek noktaya gelirse, önüne konulan "çıkış planını" kabul etmek zorunda kalıyor. 

Bu noktada atılan imzalar bir "başarı" gibi sunulsa da, aslında bu bir irade devridir.

​Geçmişte hafızalarımıza kazınan "meydanlarda heykel devirme" görüntüleri artık demode oldu. 

Şimdi daha sessiz, daha "makyajlı" bir model sahnede. Bu yeni modelde;

​Doğrudan işgal yerine diplomatik kuşatma uygulanıyor.

​Sıcak çatışma yerine ekonomik izolasyon tercih ediliyor.

​Liderlerin "anlaşmalı" çekilmesi, halka büyük bir zafer gibi pazarlanıyor.

​Asıl tehlike ise tam burada başlıyor. 

"Geçici" çözüm olarak sunulan bu müdahaleler, hedef alınan coğrafyada belirsizliği kalıcı hale getiriyor. 

İstikrar vaadiyle gelinen noktada, o ülkenin halkı kendi kaderini tayin etme hakkını yavaş yavaş kaybediyor.

​​Uluslararası arenada "kim kazandı?" tartışması yapılırken, genellikle bir büyük gücün kahramanlık hikayesi yazılır. 

Oysa asıl soru şudur:

Bu süreçten o ülkenin halkı ve egemenliği gerçekten kazançlı çıktı mı? 

Tarih bize gösteriyor ki; masa başında, kapalı kapılar ardında ve halkın iradesi dışında şekillenen her çözüm, uzun vadede yeni krizlerin tohumunu ekiyor. 

Bir ülkenin gerçek kurtuluşu dışarıdan dayatılan "makyajlı" formüllerde değil, kendi öz gücünde ve milli egemenliğindedir. 

Çünkü gerçek, eninde sonunda her türlü algı yönetimini yırtıp atacaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *