**Kişiler Değil Fikirler, Susmak Değil Cesaret**
Hiçbir lider ölümüne savunulmaz.
Hiçbir lider ölümüne eleştirilmez.
Doğru yaptığında desteklemek erdemdir.
Yanlış yaptığında eleştirmek de aynı derecede onurludur.
Bu, fikir değiştirmek değildir.
Bu, fikri olan insanın omurgasıdır.
Ama biz ne yaptık?
Fikirleri rafa kaldırdık, kişileri kutsadık.
Düşünmeyi bıraktık, saf tutmaya başladık.
Ve siyaset dediğimiz şey; ilke değil, aidiyet oyunu oldu.
Bugün sus diyenler var.
Eskiden “sustukça sıra sana gelecek” denirdi.
Şimdi daha netler:
“Susmazsan atarız.”
İhraçla, fişlemeyle, dışlamayla…
Parti içi demokrasi değil bu;
bu, küçük iktidarların büyük kibri.
CHP Kimsenin Şirketi Değildir
Cumhuriyet Halk Partisi;
bir genel merkezin,
bir grubun,
bir klik masasının malı değildir.
CHP;
yoldur, emektir, laikliktir.
CHP;
itirazdır, vicdandır, mücadeledir.
Ama bugün ne görüyoruz?
Eleştiri yapanlar kapının önüne konuyor.
Beş yıl ilçe başkanlığı yapmış insanlar,
bir tweet, bir söz, bir itiraz yüzünden
“istenmeyen adam” ilan ediliyor.
Bu parti “bana kadar demokrasi” anlayışıyla yönetilemez.
Bu kafayla iktidar hayali kuranlar,
iktidara gelirse sokakta kimseyi bırakmaz.
Tek adam rejimini eleştirip,
parti içinde tek seslilik dayatanların
samimiyetine kim inanır?
Belediyeler, İşçiler ve Kirli Düzen
Gelelim yerelden yükselen çığlığa…
Belediyelerde işçi promosyonları neden bu kadar düşük?
Neden belediye şirket işçileri,
memur ve kamu işçisinin üçte biri kadar promosyon alıyor?
Bu fark nereden geliyor?
Kime gidiyor?
Kim paylaşıyor?
Sendika seçme hakkı,
belediye başkanının lütfu değildir.
Bu hak Anayasal ve evrenseldir.
Ama bazı belediyelerde
sendika baskısı, tehdit, yönlendirme kol geziyor.
“Aidat boşa gidiyor” masalları anlatılıyor.
Bu, demokrasi değil.
Bu, korku düzenidir.
1404 belediye başkanına açık çağrıdır:
Siz işçilerin patronu değil,
şehirlerin emanetçisisiniz.
65 Yaş Üstü: Yeni Hedef Tahtası
Şimdi sırada kim var?
Emekliler.
Arabası olan yaşlıyı arabasız,
mülkü olanı mülksüz,
ekmeği olanı ekmeksiz bırakma planı.
65 yaş üstüne her yıl rapor zorunluluğu.
Rapor için harç.
Harç için para.
Parası yoksa ceza.
Peki devlet ne yapıyor?
Evde bakım var mı?
Ücretsiz sağlık var mı?
Ulaşım var mı?
Yok.
Ama ceza var.
Harç var.
Vergi var.
AB kuralını alıp,
Türkiye gerçeğini çöpe atan bir akıl bu.
Amaç güvenlik değil.
Amaç tahsilat.
Aleviler, Vicdan ve İkiyüzlülük
Bu ülkenin en ağır bedelini kim ödedi?
Aleviler.
Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta…
Yandılar ama eğilmediler.
Bugün de hedefteyiz.
Bu kez parti içinden.
Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen itibar cellatlığı,
yalnız bir kişiye değil,
bir kimliğe yöneliktir.
Alevi kimliğiyle siyaset yapan da,
Aleviliği aşağılama malzemesi yapan da
aynı faşist zihniyetin ürünüdür.
CHP, mezhepçiliği reddetmiyorsa
sosyal demokrasi iddiasını çöpe atmıştır.
El Pençe Duruş ve Sahte Birlik
Kartal’da “ikinci kurtuluş mücadelesi” deniyor.
Ama kürsünün önünde eller el pençe.
Bu mu birlikte mücadele?
Bu mu yoldaşlık?
Birlik, hiyerarşiyle olmaz.
Dayanışma, korkuyla kurulmaz.
Son Söz
Bölünürsek kaybederiz.
Ama susarsak da çürürüz.
Ya hep beraber…
Ya hiçbirimiz.
Bu ülke,
“bana ne” diyenlerin değil,
“benden başlar” diyenlerin omuzlarında yükselecek.
Uyuyanlara zamanla sözümüz olacak.
Ama bugün,
susmayanlara selam olsun. ✊