“Memleketi Yarı Açık Cezaevinden Kapalıya Çevirdiler…”KÖŞE YAZISI
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

“Memleketi Yarı Açık Cezaevinden Kapalıya Çevirdiler…”KÖŞE YAZISI

YAYINLAMA:

Yazan: Halkın Adamı, Kartal’ın evladı, Esnafın Rıza Başkanı

Demokrasimiz…
Hani şu okul kitaplarında “güçler ayrılığıdır, halk iradesidir, adalettir” diye geçen kavram var ya;
işte o bizim memlekette çoklu organ yetmezliğinden fişten çekilmek üzere.

Yasama, yürütme, yargı…
Üçü de kırık dökük, üçü de komada.
Bütçe kelepçelenmiş, adalet gölgede, hukuk ise anca hatıra defterlerinde.

Bütçenin aslan payı yine yandaşa gidiyor.
Emeklinin maaşı “yük”, sermayenin borcu “lütuf” sayılıyor.
Memleketin terazisi şaştıysa, tartının altında kalan hep biz oluyoruz:
Esnaf, işçi, emekçi, pazarcı, minibüsçü, emekli…
Yani halkın ta kendisi.

“Dik dur eğilme!” diye diye memleketi DİKDURatörlüğe çevirdiler;
lafın gölgesi büyüdü, insanın sesi küçüldü.

Gözaltıları saat başı canlı yayınlıyorlar,
ama duruşmaları TRT yayınlamıyor.
Açık suçlama var, gizli yargılama var.
Bu coğrafyaya özgü, yerli ve milli (!) bir buluş:
Şeffaf baskı, karanlık adalet.

Sokak röportajcılarını toplamışlar.
Sanki sokak konuşunca deprem oluyor…
Yetmedi, meydanları da susturmak isterler.
Gidişata bakarsan yakında memleketin tamamını
“yarı açık cezaevinden kapalıya" upgrade etmeye çalışacaklar.
Yeni Türkiye modeli: sessiz vatandaş, gürültülü iktidar.

Ekrem İmamoğlu’na gelince…
Askerlikte “bedelli” yapan adam şimdi siyaseti Silivri’de “bedelli” yapıyor.
Bu toprakların ironisi bol, mizahı acı.
Bedelli demokrasi, taksitle adalet…

Ama bilirim ki memlekette bir şey daha var:
Halkın kalbinde saklı mucizeler…
Kimse inanmaz ama herkes sessizce bekler.
Köşede neyin durduğunu bilemeyiz;
belki de “kötü şans” dediğimiz şeyler,
bizleri daha büyük dertlerden koruyan görünmez duvarlardır.

Hayat gerçekten kısa,
ama insanın bir ömrü var ya…
O ömrün sonunda dönüp
“İşte bu benim hayatım!” diyebilmesi lazım.
O yüzden derim ki:
Memleket sevmeyi,
insanı sevmeyi,
kendimizi sevmeyi unutmayalım.
Yarın ne olur bilmeyiz ama bugün hâlâ elimizde.

Ve son söz:
Peşin ödenmiş emekli maaşı “yük” oluyorsa,
milyarlarca liralık zengin borcu “bir kalemde siliniyorsa”,
orada ne adalet kalır ne vicdan.
Bizim memlekette görünmeyen şeyler,
görünenlerden daha yüksek sesle bağırıyor.

Siyaset aslında insanı en çok hayal kırıklıklarıyla değil,
yaşayabileceği halde yaşayamadığı mutluluklarla yaralıyor.
Ben de Kartal’ın sokaklarında,
derneklerinde, çarşısında, pazarında
bunu duyuyorum her görüşte:
“Biz bu memleketi hak etmiyoruz;
daha iyisini hak ediyoruz.”

Bunu söyleyen ben değilim sadece…
Ben halkın sesi olan Rıza olarak 
Sadece gözlemleyerek yazıyorum.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *