**PARTİ İÇİ İKTİDARIN KRALLARI MI? YOKSA MUHALEFETİN MAKET KRALLARI MI?**
Sonun Başlangıcı…
Yazan: Vatandaş Rıza / Rıza Başkan
Kartal’da “Oyun İçinde Oyun” Devri
Kartal siyaseti şu ara tam bir Kurtlar Vadisi backstage.
Bir bakıyorsun krallığını ilan eden tipler dolaşıyor, bir bakıyorsun muhalefet diye gezen ama aslında maket krallıktan öteye geçemeyen figürler…
Eski ekipler biçiliyor, yeniler cilalanıyor, kulisler yanıyor.
Ama halk?
Halk yine ortada yok.
Sanki bu şehir onların değil de, taht kavgası yapan birkaç politik entrikacının oyuncağı.
Halkın Derdi Geçim, Onların Derdi Koltuk
Millet pazarda domates sayıyor, bunlar makam odasında koltuk sayıyor.
Emekli kira-kombi arasında sıkışmış, bunlar makam arabasında şehir turunda…
Siyaset denen şey halk için yapılırdı bir zamanlar.
Şimdi?
Bir kısım için resmen geçim kapısı:
Makam gelsin, ihale dönsün, kartvizit yazılsın…
Halkın vergisinden zenginlik üretenlerin devrinde yaşıyoruz.
Verdikleri söz değil; tuttukları koltuk konuşuluyor.
“Yamyam Siyasetçi” Tipi Hep Aynı
Partiler değişiyor, isimler değişiyor, hatta logolar bile değişiyor ama yamyam siyasetçi profili hiç değişmiyor.
Dün ANAP
Sonra DYP
Bir ara Refah
Bir dönem DSP
Bugün sıra CHP’de…
Aynı yüzler, aynı kariyer sıçrayışları, aynı ‘nasıl yırtarım?’ zihniyeti…
Değişen tek şey gömlekleri.
Değer yok, duruş yok, ilke yok.
Bir tek çıkar var.
Onu da partiler arasında zıplayarak büyütüyorlar.
Not: Bu kirli grubun dışında kalan namuslu, ilkeli, memleket derdi taşıyan insanları tenzih ederiz. Onlar az ama varlar.
Türkiye’nin En Büyük Eksikliği: “Lider” Yokluğu
Bu ülkede gerçek lider sayısı parmakla sayılır.
Çoğu “lidermiş gibi” oynuyor.
Bir çeşit politik cosplay…
Liderlik için üç şey lazım:
Kumaş – doğuştan gelen karakter gücü
Konum bilgisi – çağın ruhunu okumak, vizyon koymak
Şans – Napolyon’un bile “komutanın şansı olur” dediği o görünmez enerji
Ama bizde ne var?
İhtirası olan çok, kumaşı olan az.
Bu yüzden koltuğa oturanın arkasından hemen mini mini bir “ben de liderim” tayfası çıkıyor.
Partiler mikro iktidar adacıklarına dönüyor.
Her biri kendini bir şey zannediyor ama toplama bakınca bir şey yok.
Halk Lider Değil, “Kendine Benzeyeni” Arıyor
Toplum doğruyu duymaya alışkın değil.
Hatta duymak istemiyor.
Çünkü doğruyu duyarsa işin ciddiyetini kabullenmek zorunda kalacak.
Bu yüzden “değiştim” diyen eski tipleri bile bağrına basıyor.
Yeter ki tanıdık gelsin, yeter ki fazla rahatsız etmesin.
Türkiye’de Liderliği Batıran Asıl Problem
Bizde kimse kendinden daha bilgiliyi, daha yetenekliyi seçmek istemiyor.
“Ben başa geçsem…” diye başlayan cümle kültürü var.
Aristokratik bir düzen yok, liyakat yok, elit korkusu var.
O yüzden siyasette ortalama kişilikler parlıyor, gerçekten lider kumaşı olanlar arkada kalıyor.
Meydanın Sevmediği İki Siyasetçi Tipi
Halk iki şeyi hiç çekmez:
Gözünün içine baka baka ağlayan uyanıklar
Halkı duygusal sömürerek kandıran, mağduriyet edebiyatıyla siyaset yapanlar…
Kendini aristokrat zanneden burnu havadakiler
Partinin kurucu ilkelerinin ardına saklanıp, sanki bu ülkeyi onlar kurmuş gibi davrananlar…
İkisini de halk en sert tokadıyla gönderir.
Hem de öyle bir tokat ki, sandalye devrilir, siyasi kariyer tarihe gömülür.
Oyunu Bozan Gerçek Tokat: Halk
Şayet bir koltuğa oturduysan:
Ne milleti taraflaştıracaksın,
Ne de onları görmezden gelerek tepeden bakacaksın.
Aksi halde, inan bana, halkın tokadı ölüm korkusundan daha sert iner.
Bu ülkede halk unutsa bile affetmez.
Birikir, birikir, birikir…
Sonra bir gün seçim sabahı öyle bir döker ki, sandık bile şaşırır.
Son Söz: Kartal’da Kimse Halktan Büyük Değil
Parti içi oyunların kralıymış, muhalefetin maket kralıymış…
Hepsi hikâye.
Asıl kral, oy sandığının başına geçen vatandaştır.
İster Kartal’da olsun, ister Türkiye genelinde:
Halk isterse devrim olur, istemezse kral bile tahtında oturamaz.