“Topun Gölgesinde Dönen Dünya
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

“Topun Gölgesinde Dönen Dünya

YAYINLAMA:

Şike Fısıltıları, Başkanların Sessizliği ve Futbolun Kırık Vicdanı”

Futbol bazen sahada 22 kişinin koştuğu bir oyun olmaktan çıkıyor.
Bazen bir pas, bir gol, bir penaltı değil;
bir bakış, bir telefon, bir fısıltı değiştiriyor kaderi.

Son günlerde memleketin dört yanında aynı rüzgâr esiyor:
“Bahis… Şike… Bu maçta bir şey vardı…”
Galatasaray–Samsunspor’un teri kurumadan,
Başakşehir–Fenerbahçe maçının yankısı sönmeden
tribünün kalbi bir anda buz kesiyor.

Sahada oyuncular koşuyor ama
arka koridorlarda kimler hızlanıyor, kim duruyor, kim dokunuyor — belli değil.
Biz ekranda topun peşinden gözümüzü alamazken
oyunun arkasındaki perde usul usul titriyor.

Dursun Özbek: Sarı-kırmızının ağır abisi

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek,
futbolun en fırtınalı günlerinde bile yüzündeki sakinlik maskesiyle bilinir.
Ama bu sakinliğin altında başka bir ses dolaşıyor:
“Bu iş böyle gitmez.”

Özbek, masaya yumruk vurmadan konuşmayı sevenlerden.
Ama herkes biliyor ki,
eğer konuşursa sesinin yankısı Riva’nın metal kapılarını bile zangırdatır.
Şike tartışmalarının ortasında Galatasaray’ın duruşunu belirleyecek isim belki de yine o olacak.

 

Saadettin Saran’ın omuzlarındaki ağırlık

Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran,
kulübün geçmişinden bugüne sarkan gölgeleri silmeye çalışırken
bir anda kendini dev bir şüphenin merkezinde buldu.
Sessizliği, bir açıklamadan daha sert,
bir kelimeden daha yüksek.

Bu sessizlik çözüm mü, yoksa fırtına öncesi derin nefes mi?

 

Kulüpler Birliği Başkanı Ertuğrul Doğan’ın zor sınavı

Trabzonspor Başkanı ve Kulüpler Birliği patronu,
iki tarafı keskin bir bıçak gibi bir dönemin tam ortasından yürüyor.
Bir yanda kulüplerin “adalet” çığlığı,
diğer yanda futbol ekonomisinin ağır zincirleri.

Doğan’ın bir kelimesi tansiyonu düşürebilir…
ya da ligin tamamını ateşe verebilir.

 

Ve TFF’nin yeni yüzü: İbrahim Hacıosmanoğlu

Hacıosmanoğlu sahneye çıktığında,
milyonların hafızasından eski tartışmaların tozu kalkıyor.
Bugün aldığı her karar,
dün yaşanmış bütün kavgaların gölgesinde okunuyor.

Bir hakem düdük çalıyor,
ama tribün “pozisyon neydi?” demeden “niyeti neydi?” diye soruyor.
Bu güven kaybı, metalik bir soğukluk gibi dolaşıyor sahada.

Ahmet Çakar: Masanın üstünde değil, gölgesinde konuşan adam

Televizyonda bir cümle kuruyor,
ülkenin yarısı “Doğru olabilir” diyor,
diğer yarısı “Yine mi?”
Ama bir gerçek var:
Çakar’ın söylediği hiçbir şey sadece TV’de kalmıyor.
Stadyumun tribünlerine kadar sızıyor.

Onun her lafı, futbolun perde arkasındaki fısıltılarla birleşince
ortaya dev bir uğultu çıkıyor.

 

Murat Sancak: Futbolun sert yüzü

Adana Demirspor’un eski başkanı Sancak,
Türk futbolundaki güç denklemlerinin tam orta yerinden konuşanlardan.
Bugün adı her geçtiğinde,
sofradaki bir tabak daha sallanıyor.

Onun sert çıkışlarının yankısı hâlâ sürüyor;
futbolun güç haritasını değiştirenlerden biri olduğu inkâr edilemiyor.

 

Metehan Baltacı: Gölgenin içindeki genç yüz

Galatasaray’ın genç savunmacısı Metehan Baltacı bile
bu kaosun ortasında tartışmaların adı oldu.
Bir oyuncunun performansı konuşulacağına,
bir anda şüphe oklarının hedefi haline geliyor.

Bu da gösteriyor ki:
Türk futbolunda artık sadece yaşlı kurtlar değil, gençler bile gölgenin ağırlığını taşıyor.

 

Mert Hakan Yandaş: Kırılgan bir sinirin üzerinde yürüyen adam

Fenerbahçe’nin en ateşli isimlerinden Mert Hakan,
son dönemde hem sahada hem sahne dışında
“gerilim hattı” gibi geziniyor.
Bir kelimesi maçın atmosferini değiştiriyor,
bir hareketi gündemi sarsıyor.

Onun adı bile geçince tansiyon iki kademe yükseliyor.

 

Biz neyi izliyoruz?

Galatasaray–Samsunspor’un hatırası daha taze,
Başakşehir–Fenerbahçe’nin soruları hâlâ havada asılı.

“Bu normal mi?”
“Bu futbol mu?”
Yoksa hepimiz başka bir oyunun dış sesini mi duyuyoruz?

Belki herkes biraz haklı.
Belki kimse tam bilmiyor.
Ama tek bildiğimiz bir gerçek var:
Güven kırıldığında futbolun kalbi başka atıyor.

 

Son söz

Türk futbolu bugün bir dönemeçte.
Ya bu gölgeleri dağıtacak cesareti gösterecek,
ya da gölgelerin içinde yolunu tamamen kaybedecek.

Kulüpler susarsa çürür,
yöneticiler konuşmazsa şüphe büyür.
Ve biz taraftarlar…
her şeye rağmen o masum tribün yanımızla
“adalet” diye bağırmaya devam ederiz.

Belki de mesele topun nereye gittiği değil,
topun neden oraya gittiği…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *