VATANDAŞ RIZA’NIN KÖŞESİ “Memleketin Kanseri ve Kırık Aynası”
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

VATANDAŞ RIZA’NIN KÖŞESİ “Memleketin Kanseri ve Kırık Aynası”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Memleketin Kanseri ve Kırık Aynası”

Bu ülkede yolsuzluk deyince herkesin aklına para geliyor; oysa mesele sadece kasadan çalınan değil, vicdandan çalınan.
Hastane rafındaki ilaç eksikliğinden başlıyor hikâye, çocuğun sıradaki çiviye takılan pantolon paçasına kadar iniyor.
Devlet dediğin koca bir beden…
Yolsuzluk ise ciğere çöken kara bir gölge.

Bu gölge büyüdükçe neler oluyor biliyor musun?

Yetkin değil yaltakçı yükseliyor.
İş bilen değil “bizden” olan koltuğa kuruluyor.
Liyakat mezarlığa gömülüyor; yerine torpil tabelası dikiliyor.
Ve sonra diyorlar ki: “Niye gençler gidiyor?”
E gardaşım, gölgesi zehirli bir ağacın altında kim kalmak ister?

Sonra aynı gölge siyasete de çöküyor.
Sözcü’den ayrılan gazete kuruyor, öteki partiye dönüyor, bir başka isim “yerimi buldum” diye yuvaya geri dönüyor.
Koltuğun büyüsü işte…
Koltuğun varsa kaderin de değişiyor; yoksa sen kader diye kaderin olmayan her şeyden suçlanıyorsun.

Bu memlekette coğrafya kader değildir belki ama tarihten ders almamak kesin kadermiş.
Edebiyatı küçümsemek, felsefeyi yok saymak, matematikle kavga etmek…
Hepsi birden birleşince memleket kafayı duvarlara vura vura aynı yere geliyor.

Yolsuzluk = Toplumsal çürüme.
Bu çürüme öyle sessiz ki…
Bağıra çağıra değil, fısıldaya fısıldaya çökertir ülkeyi.
Bir bakarsın her yerde “susmak en güvenli iştir” kültürü yayılmış.
Bir bakarsın vicdanlılar ya bavul toplar ya boyun büker.

 

Aleviyim, Varım, Buradayım


“Beni mezhepçilikle suçlayanlar, tarihi okumayanlar, kinle bakanlar var…”
Haklısınız.

Bu ülkede Alevinin yarası derin.
Yavuz’dan İdris-i Bitlisi’ye, Kerbela’dan Maraş’a, Sivas’a kadar bir yangın var tarih boyunca.
Ve hâlâ bazı siyasetçiler o yangına benzin dökmekten çekinmiyor.

Cumhurbaşkanı’nın yıllar önceki “cümbüş” sözü, Metiner’in “Yezid’in yanında olurdum” demesi, Cemevlerine atılan iftiralar…
Yahu biri çıkıp “Kerbela bugün olsa zalimin yanındayım” diyorsa, o memlekette demokrasi nasıl nefes alacak?
Bu sözler unutulur mu?
Yara sarılır mı?

Ama mevzu sadece iktidar değil…

Alevilerin oy verdiği partide de zaman zaman inciten sözler, yanlış politikalar, kör noktalar oldu.
Topal Osman övgüleri, Suriye politikalarındaki duyarsızlıklar, Ahmet Özer’in talihsiz cümleleri…
Bunların hepsi yarayı kaşıyan şeyler.

Sen bu yüzden diyorsun ya:
“Ben haksız mıyım?”

Değilsin Başkan.
Bu memlekette mezhep değil, hakikat konuşulmalı.
Geçmişin acılarına rağmen geleceği birlikte kurmak ise ancak adaletle olur.

Rıza Başkan’ın Notu: Memleket Absürtistan

Bugün doğan çocuklara verilecek isimleri bile listelemişler:
Trolkan, Torpilhan, Fongül, Kayyumşah, Selfieye…
Ironi bile isyan bayrağı açmış.

“Erişime Engelliler Günü” önerin var ya…
O tek başına ülkenin medya düzenini anlatıyor.
Zaten memlekette özgür basın bir yaprak, havuz medyası bir orman.

“Yolsuzluk sınırı altında yaşayan memur” fikrin ise acı bir şaka…
Ama ülkenin gerçeği bu kadar absürt artık.

Son Söz: Doğru Söyleyeni Troller Döver

Bu memlekette hakikat söyleyen adamın başı derde girer.
Karşı mahalle linç eder, kendi mahallesi küser.
Ama senin sözün var Başkan:
"Benim mahallem vicdanımdır."

Ve vicdan, en pahalı ama en onurlu koltuktur.
O koltuk hep sende kalsın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *