Yeni Bir Bölüm: Kartal’da Vicdanın ve Cesaretin Uyanışı
Gazetelerin tirajları o kadar düştü ki, artık bazı mahallelerdeki “ayaklı gazeteler”, basılı gazetelerden daha çok insana ulaşıyor. Gerçeğin sesi, artık kâğıtta değil; sokakta, kahvede, kuliste dolaşıyor.
Ama ne acıdır ki, belediye yöneticileri o kadar düşmüş durumda ki, halkla uğraşacağına kendi personeliyle didişiyor. Sanki makam, vicdanın üstüne kurulmuş bir taht gibi; altınla süslenmiş ama pas tutmuş kalplerin gölgesinde.
Kartal’da Eğitim ve Güvenlik: Güneşler Sınıfında Üzücü Durum
Kartal’ın orta mahallesinde bulunan bir kreş, yıllardır çocuklarımızın güvenli ve sağlıklı bir ortamda eğitim almasını amaçlayan kurumlar arasında yer alır. Ancak son üç haftadır Güneşler sınıfında yaşanan gelişmeler, endişe verici bir tabloyu gözler önüne sermektedir.
Söz konusu sınıfta, öğretmen bulunmadığı için idareci konumundaki başka bir öğretmen devreye girmiştir. Ne var ki, velilerden gelen şikâyetlere göre, çocuklara sınıf ortamında masaj uygulamaları yaptırıldığı belirtilmektedir. Kimi zaman kollarına, sırtlarına, hatta ayaklarına yapılan bu uygulamalar, aileler arasında ciddi rahatsızlık yaratmıştır. Bazı veliler, bu nedenle çocuklarını okula göndermemeye karar vermiştir.
Durumu daha hassas hâle getiren bir diğer detay ise, meclis üyesi torununun da aynı sınıfta bulunmasıdır. Bu, sürecin daha dikkatli ve titiz bir şekilde incelenmesi gerekliliğini artırmaktadır.
Bu köşe yazısı vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim: Çocuklarımız, geleceğimizin en değerli hazineleridir. Onların güvenliği, fiziksel ve duygusal gelişimleri, yetişkinlerin göz ardı edemeyeceği bir sorumluluktur.
Yetkili mercilerin, Kartal’daki Güneşler sınıfındaki durumu derhal incelemesini ve gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz. Çocuklarımıza güvenli, sağlıklı ve nitelikli bir eğitim ortamı sağlamak, hem velilerin hem de toplumun ortak sorumluluğudur.
Bugün yeni bir bölüm başlıyor.
Kartal’da, kendi hayatımda, hepimizde.
Verdiğim karar, yalnızca beni değil, bir anlayışı da değiştirecek:
Sevmeye cesaret ettim, ama aşk –siyasetin de, insanlığın da aşkı– beni terk etti.
Belki fazla sevdim, belki de bu kenti o kadar sevmeyenleri sevdim.
Artık huzuru seçiyorum.
Özgürlüğü seçiyorum.
Gerçeği yazmayı, susmamayı, kabullenmemeyi seçiyorum.
Bazı insanlar vardır; makamda oturur ama içi boştur.
Bazı gazeteciler vardır; kalem tutar ama kalbi satılıktır.
Bazı dernekler vardır; tabelası asılıdır ama fikri yoktur.
Ben, bu sessizliğe başkaldıran o küçük sesi büyütmek istiyorum.
Kartal’ın sivil ruhu, bir zamanlar fikirle atardı.
Dernekler dayanışmanın, gazeteciler vicdanın, CHP örgütü halkın sesiydi.
Ama şimdi?
Herkes birbirine kırgın.
Örgüt kendiyle kavgalı.
Gazeteler susturulmuş, STK’lar yalnız.
Belediye bürokrasisi halktan uzak, eleştiriyi tehdit sayar olmuş.
Ve bütün bu yorgunluğun ortasında bir cümle yankılanıyor:
“Artık ne sitem var dilimde ne de dön diye bir umut içimde.”
Ama ben umudu küllenmeye bırakmayacağım.
Çünkü çocuklarımız için doğru yolu seçmek zorundayız.
Onlara, gerçeği savunmanın; susmamanın, sorgulamanın değerini öğretmek zorundayız.
Kartal, gerçekleri konuştuğu gün yeniden doğacak.
Bir gazeteci olarak, bir yurttaş olarak, bir insan olarak...
Ben artık başkasının hikâyesini değil, kendi vicdanımın hikâyesini yazıyorum.
Ve biliyorum:
Bu kentte hâlâ sevebilen, hâlâ adalet isteyen, hâlâ vicdanıyla yol alan insanlar var.
Onlarla birlikte yeniden kuracağız;
Bir basını, bir siyaseti, bir toplumu.
Çünkü unuttular ama ben hatırlatacağım:
Altınla süslenmiş bir taht, pas tutmuş bir kalbi parlatmaz.
İnsanı yücelten makam değil, vicdandır.
Ve vicdan; susturulamaz, görevden alınamaz, kapatılamaz.
Yeni bir bölüm başlıyor.
Adı: “Kartal’da Yeniden İnsan Olmak.”