Bir Mavi Gömleğin Ardından – Bülent Ecevit’i Anarken
✍️ Nuran Alpaltay – Köşe Yazısı
Bugün bir sessizliğin, bir zarafetin, bir dürüstlük timsalinin ölüm yıldönümü…
Bülent Ecevit’i anarken, sadece bir siyasetçiyi değil, bu ülkenin vicdanını, mütevazılığını, inceliğini hatırlıyoruz.
O, halkın içinden gelen, halk için yaşayan bir liderdi.
“Mavi gömlekli adam” dediler ona. Çünkü o mavi, umudun, emeğin, barışın, alın terinin rengiydi.
Sade giyimiyle, yumuşak sesiyle, kibar duruşuyla siyasetin en sert dönemlerinde bile zarafetin temsilcisi oldu.
Sözleriyle yaralayan değil, onaran bir insandı.
Siyasetin diline nezaketi, topluma adaleti, insana sevgiyi taşıdı.
O konuştuğunda kalpler yumuşardı; çünkü halkla konuşmaz, halkı anlardı.
“Ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzen” diyebilen bir liderdi.
Bugün o sözü, yeniden duymaya en çok ihtiyacımız olan çağdayız belki de.
Bülent Ecevit, bir dönemin sadece başbakanı değil, bir vicdanın sesiydi.
Bir şiirin içinden geçmiş, bir halkın gönlünde yaşamış bir insandı.
Makamı büyütmedi, makamda büyüdü.
Onu anarken, aslında içimizdeki en saf tarafı da hatırlıyoruz:
Dürüstlüğü, tevazuyu, insan olmanın zarafetini.
Ruhu şad olsun…
Bu ülke, onun sade duruşunu ve temiz kalbini hiç unutmadı, unutmayacak da.
Bülent Ecevit’ten bir şiirle...
Bir nehir geçer yurdumdan,
Suları berrak, akışı ağır.
O nehirde yıkanır umudum,
Ve her seferinde yeniden doğar.
— Bülent Ecevit