Dirençli Demokrat Başkan: Süt Oğlum Şaban Değil..!
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

Dirençli Demokrat Başkan: Süt Oğlum Şaban Değil..!

YAYINLAMA:

CHP’de delege seçimleri yaklaşırken, bir kez daha örgütlerimizdeki “kamusal güç” etkisinin gölgesinde, partililik bilinciyle mi, yoksa görev mecburiyetiyle mi sandığa gidileceği tartışılıyor.

📌 Unutmayalım:

Belediye çalışanıysanız,

Milletvekiliyseniz,

Belediye meclis üyesi ya da il genel meclis üyesiyseniz,

Ya da son 1 yılda "kınama" cezası aldıysanız...

Delege olamazsınız. İlçe ya da il başkanlığına aday da olamazsınız.

Bu sadece bir yasak listesi değil; örgütü ve yerel yönetimi birbirine karıştıran zihniyete karşı siyasi bir frendir.

Zira sosyal demokrat bir partide, belediye örgütü yönlendirmez. Aksine örgüt, belediyeye ideolojik yön verir. Bu temel ilkeyi unutanlar, halkçı yerel yönetimlerle değil, bürokratik çöküşle anılmaya mahkûmdur.

Ama ne yazık ki bazı yerlerde, mahalle temsilciliğinden başlayarak delege listelerine kadar uzanan bu bozulma, “emir eri Ramazan”larla, “süt oğlum Şaban”larla şekilleniyor.

CHP’de siyaset yapmanın adı ne zaman bu kadar kişisel sadakate dönüştü?

Ne zaman haklıya değil, güçlüye kulak verilir oldu?

Ne zaman omurgalı bir ‘örgütçü’den çok, belediyede işe girmenin yolu ‘örgüt’ sanıldı?

Hayır.

Bizler Emir Eri Ramazan olmayacağız.

Bizler Süt Oğlum Şaban değiliz.

Bizler, halktan aldığımız güveni hiçbir makama satmayacak, makamı halka hizmet için kullanacak olanlarız. Direnen, doğruluktan sapmayan, örgütü ayağa kaldıran, mahalledeki gençten ildeki kadına kadar herkesin onurla temsil edildiği bir CHP için direneceğiz.

Çünkü bizler Dirençli Demokratlarız.

Yalnızca koltuğa değil, ilkelerimize de bağlıyız. Özgürlükten, eşitlikten ve adaletten yana tarafız.

Ve bir kez daha hatırlatalım:

Belediye, parti örgütünü yönetmez. Parti örgütü, belediyeye yön verir.

Yani; o süt oğlunu alın da evde besleyin.

Partiyi değil.

Dirençli Demokrat Başkan: Örgüt Satılık Değil, Kiralık Hiç Değil!

Bir ilçede belediye seçimlerini kazanmak örgütsel zafer sayılıyor da, peki ya örgütün ruhunu kaybetmek neyin kaybı sayılıyor?

Sahada alın teriyle çalışan, yıllardır partiyi sırtlayan emektar partililerin yerine; belediyede işe alınan, aidiyeti maaş bordrosuna bağlı kişiler delege yapılıyorsa… Bu bir zafer değil, örgütün içten içe çürütülmesidir.

📌 Belediye Başkanı, örgüte yön veremez.
📌 Belediye çalışanı, örgüt temsilcisi olamaz.
📌 Kınama almış bir üye, örgütün vicdanı olamaz.

Bu kurallar sadece yazılı metinler değil, CHP’nin on yıllardır süren örgütsel hafızasını koruyan emniyet sübaplarıdır.

Ama ne yapıyorlar?

Listeleri önceden yazıyor, mahalle temsilcilerinin yerine kayyum gibi memurlar atıyorlar. Üyeye “gel oy ver” deniyor ama adayın kim olduğunu dahi bilmiyor. Bu, parti içi demokrasi değil, “organizasyon”la sonuç garantileme çabasıdır.

Soruyorum:

📌 Seçimle mi geldiniz, atamayla mı?

📌 Örgütün öz evladı mısınız, yoksa ihale çocuğu mu?

Sosyal demokrasinin özü; çoğulculuktur, katılımcılıktır, dayanışmadır. Oysa ki delege seçimleri artık “kim kimi işten çıkarır”, “kim kimi işe alır”ın testine dönmüş durumda.

İşte bu yüzden “Dirençli Demokrat Başkan”lara ihtiyaç var.

Kararlarını makam korkusuyla değil, vicdanla alanlara...

Telefonla değil, sandıkla gelenlere...

Siyasi akrabalığa değil, ideolojik kardeşliğe inananlara...

Peki Ne Yapmalı?

✅ Örgüt; kendi yetkisini yeniden kazanmalı.
✅ Gençler ve kadınlar delege listelerinde “süs” değil, söz sahibi olmalı.
✅ Üyeler sadece oy vermek için değil, aday belirlemek için de karar süreçlerine katılmalı.
✅ Belediye ile parti arasında sağlıklı, şeffaf ve ilkeli bir mesafe inşa edilmeli.

Unutmayın:

CHP, Belediye Partisi değil; Halkın Partisidir.

Ve halkın partisi; liyakatle, örgüt iradesiyle, ilkesel mücadeleyle yönetilir. Çantada keklik sandığınız her koltuk, günü geldiğinde halkın iradesine yenilir.

Siz yine de listeleri yazın.
Siz yine de makam odasında karar verin.
Ama bilin ki…

Süt oğlum Şaban değil bu halk.
Yemiyor artık eski numaraları.

 

Son Söz:

CHP’yi örgütten ayırmaya çalışan her “gölge siyaset”, bir gün halkın gölgesinde kalır.

Biz, Dirençli Demokrat Başkanları, örgüt emekçilerini, partiye inanan gençleri, kadınları, adaleti, sosyal demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz.

Çünkü biz…
Sırtını makama değil, mücadeleye yaslayanlarız.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *