Celladına Âşık Bir Toplumun Anatomisi
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

Celladına Âşık Bir Toplumun Anatomisi

YAYINLAMA:

Siyasette bazen ayrılıklar yaşanır. Partiler bölünür, yeni hareketler doğar, tabelalar değişir. Fakat asıl soru hiçbir zaman kimin gittiği değildir. Asıl soru, geride kalanların neyi değiştirebildiğidir.

Bugün Ankara kulisleri yine hareketli. Yeni parti iddiaları, milletvekili transferleri, kulis hesapları, yeni denklemler... Fakat sokaktaki vatandaşın gündemi bunların çok ötesinde.

Vatandaş pazarda fiyat soruyor.

Ev sahibi kira istiyor.

Gençler iş arıyor.

Emekli ay sonunu hesaplıyor.

Siyaset ise hâlâ kendi içindeki koltuk savaşlarını konuşuyor.

İşte tam burada şu soruyu sormak gerekiyor:

Partiler mi değişiyor, yoksa sadece tabelalar mı?

Yeni bir parti kurmak elbette demokrasinin doğal sonucudur. İnsanlar farklı yollar seçebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama yeni bir tabela, eski alışkanlıkları da değiştiriyor mu?

Asıl mesele budur.

Çünkü temiz siyaset, tabela değiştirmekle başlamaz.

Temiz siyaset; hesap verebilirlikle başlar.

Şeffaflıkla devam eder.

Liyakatle güçlenir.

Vicdanla ayakta kalır.

Toplumun önemli bir kısmı artık kimin haklı olduğundan çok, kimin samimi olduğunu görmek istiyor.

Çünkü bu ülkede güven, en hızlı tükenen sermaye hâline geldi.

Siyasetçinin söylediği ile yaptığı arasındaki mesafe büyüdükçe, vatandaşın sandığa olan inancı da küçülüyor.

Bir başka gerçek daha var.

Türkiye'de siyaset, zaman zaman transfer sezonuna benziyor.

Formalar değişiyor.

Rozetler değişiyor.

Kürsüler değişiyor.

Ama vatandaşın cebindeki eksik değişmiyor.

İşte bu yüzden insanlar artık isimlerden çok sistemi sorguluyor.

Yeni parti kurmak kolaydır.

Zor olan, yeni bir siyaset kültürü kurmaktır.

Yeni kadrolar oluşturmak kolaydır.

Zor olan, eski hataları tekrar etmemektir.

Bugün herkes birbirini suçluyor.

Oysa toplumun beklediği şey suçlama değil, özeleştiridir.

Çünkü siyaset, rakibini yenme sanatı değil; ülkenin sorunlarını çözme sorumluluğudur.

Belki de en büyük eksikliğimiz tam burada başlıyor.

Kendi yanlışlarımızı konuşmak yerine, sürekli başkalarının yanlışlarını anlatıyoruz.

Oysa arınma, önce aynaya bakabilmekle mümkündür.

Bu yüzden bugün sorulması gereken soru şudur:

Yeni partiye kim gitti?

Değil...

Geride kalanlar gerçekten değişmeye hazır mı?

Çünkü tarih, sadece parti değiştirenleri değil; ülkeye umut verenleri hatırlar.

Ve unutmayalım...

Siyasette en ağır yük koltuk değildir.

Verilen sözdür.

En büyük miras makam değildir.

Güvendir.

En kalıcı eser ise bina değil, siyasi ahlaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *