CHP'DE O KADAR ÇOK "HAYIRLI İŞLER OLSUN" VAR Kİ...
CHP'DE O KADAR ÇOK "HAYIRLI OLSUN" PARTİSİ VAR Kİ...
Diyorum ya, bazen öyle şeyler oluyor ki, insan "Acaba ben mi yanlış görüyorum?" diye düşünmeden edemiyor.
40 YILLIK CHP'LİNİN ÇILGIN TÜRKÜSÜ
Karşımda 40 yıllık CHP'li... "40 kere maşallah" dediğim türden bir sabır abidesi. Anlatıyor:
"Her seçim 'bu çok önemli' derler. 'Bu kongre geçsin, önseçim yapacağız' derler. 'Bu kurultay geçsin, çarşaf liste bitecek' derler."
Ve ekliyor:
"Ben her seferinde yeni bir demokrasi dersi alıyorum."
Blok Liste Krizi ve Özgür Özel’in Mağduriyet Zırhı
Kurultay kürsüsünde “önseçim” sözü verildiğinde CHP tabanı büyük bir umutla dinlemişti. Ama aradan geçen süreç, sözün havada kaldığını açıkça gösterdi. Özgür Özel, her fırsatta blok listeye sarıldı, Parti Meclisi adaylığına giden yolları daralttı ve kendi ekibini yönetime taşıdı.
Artık CHP, siyasetten çok mahkeme salonları ve kurultay kavgaları ile anılır oldu. Yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belirlediği aday listeleri ise partiyi, “yolsuzluk” söylentileri ve iç çekişmeler gündemiyle meşgul etti.
Ve tüm bu süreçlerin sonunda Özgür Özel, bir kez daha mağduriyet zırhına büründü. Oysa parti tabanının iradesi törpülenirken, partinin geleceği “önseçim” değil, blok liste demokrasisi üzerinden şekillendirildi.
CHP’nin önümüzdeki dönemde önceliği, koltukların ve listelerin arkasında kaybolmak yerine, üyelerin iradesini esas alan bir demokratik yapı oluşturmak olmalı. Aksi takdirde, blok liste uygulamasıyla şekillenen yönetim anlayışı, partinin içsel dinamizmini ve kamu nezdindeki güvenilirliğini daha da zedeleyecek.
KURULTAYDAKİ O MANZARA
Geçen kurultayı anlatıyor:
"Genel Başkan çok güzel konuştu. 'İktidar olmak için ayağa kalkın' dedi. Motive ajitasyonu müthişti. Arada konuşulanlar da hoştu."
Sonra Veli Ağbaba'nın televizyondaki o meşhur cümlesini hatırlatıyor:
"Önceki kurultayda ne olmuşsa olmuş, artık unutalım."
Yani "Atı alan Üsküdar'ı geçti" minvalinde bir laf...
SALONDAKİ O GARİP SESSİZLİK
Peki ya salondaki manzara?
"Salonda birlik var. Kimse itiraz etmiyor. Zaten itiraz edilebilecek bir ortam da yok. Görüntü gerçekten çok güzel."
Ve ardından o çarpıcı itiraf:
"Parti içi muhalefetin olmaması ne rahatmış meğer!"
O MEŞHUR YAHUDİ HİKÂYESİ
Anlattığı o hikâye ise her şeyi özetler nitelikte:
"İki çocukluk arkadaşı... Aynı işi yaparlar. Biri çok zengin olur. Yıllar sonra buluşurlar. Arkadaşı sorar: 'Aynı işi yaptık, sen nasıl bu kadar zengin oldun?' Diğeri cevap verir: 'İlk bir milyonu sorma, gerisini anlatayım.'"
İşte CHP'deki durum da buna benziyor. "O demokratik olmayan kongreleri unutun" diyorlar. "Şimdi size gerçek demokrasi dersi vereceğiz."
CHP’nin Kurultay Karnesi: Algı, Blok Liste ve Salt Çoğunluk Skandalı
CHP… Bir zamanlar demokrasi ve şeffaflık dersi verdiğimiz parti, bugün kendi içinde öyle bir girdaba sürüklendi ki, dışarıdan bakan bir vatandaşın kafası karışıyor.
Özgür Özel ve kurmayları, olağanüstü kurultay için 900’ü aşkın delegenin imza verdiğini söyledi. Ama işin gerçeği YSK’ya sunulan rakam sadece 662. Muhalif kanat, “Bir kez daha partililer aldatıldı” diyor. Ve haklılar. Çünkü CHP tüzüğünün 48. maddesinin 5. fıkrasına göre, salt çoğunluk sağlanmadan gündeme güvenoyu veya seçim maddesi konamaz. Oysa toplam delege sayısı 1365; salt çoğunluk için 684 imza gerekiyor, ama ortada 662 var.
Özel’in her kurultayda blok listeyle kendi kadrosunu yerleştirmesi, partililerin Parti Meclisi’ne aday olabilecekleri fiziki ve fiili koşulları ortadan kaldırması da ayrı bir sorun. Bir de üstüne, yerel seçimlerde İmamoğlu’nun talimatıyla belirlenen adaylar yüzünden partinin adı yolsuzluk iddialarıyla anıldı. Ve tabii ki tüm bu karmaşanın sonunda Özel “mağdur” ilan edildi.
CHP artık siyaseten değil, hukuken savaşıyor. Kurultaylar, mahkeme dosyaları ve salt çoğunluk tartışmaları partiyi içe kapattı. Muhalif kanatta yer alan bazı avukat delegeler dava açmaya hazırlanıyor. Yani yarın, parti tabanının değil, mahkeme salonlarının gözü CHP’de olacak.
Ben açık söyleyeyim: CHP, kendi iç demokratik mekanizmasını tıkadığı sürece, topluma güven vermesi zor. Algı operasyonlarıyla günü kurtarabilirsiniz, ama uzun vadede itibar kaybı kaçınılmazdır. Bugün salt çoğunluk, yarın mahkeme salonları, öbür gün ise seçim sandıkları… CHP, kendi iç çekişmeleriyle boğulursa, iktidar alternatifi olma iddiası sadece bir hayal olarak kalır.
VE SON SÖZ
Özetle: CHP’nin adı artık adalet değil, dava dosyalarıyla anılıyor, CHP'de çetele tutmak değil, demokrasiyle yönetmek esastır. Ama görünen o ki, "hayırlı olsun"ların sayısı arttıkça, demokrasi derslerinin içeriği de bir hayli tartışmalı hale geliyor.
Velhasıl... Hayırlı olsun!
Sağlıcakla Kalın…