Altı Ok’un Gölgesinde: CHP’de Tartışma, Eleştiri ve Yol Arayışı
Siyaset bazen bir meydan gibidir.
Kalabalık görünür ama herkes aynı duyguyu taşımaz.
Bazen de tam tersidir; meydan boş görünür, ama insanların zihni gürültülüdür.
Son günlerde Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davanın Silivri’de başlamasıyla birlikte yaşanan tablo, sadece bir dava gündemi değil; aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi içinde büyüyen bir tartışmanın da aynası oldu.
Gazeteci Barış Yarkadaş’ın aktardığı rakamlar, ilk gün 1500 kişi, ikinci gün 841 kişi ve sonrasında 340 kişiye kadar düşen bir katılıma işaret ediyor. Bu tabloyu sadece “ilgi azlığı” diye okumak kolay. Ama siyaset, yüzeyde görünen kadar basit değildir.
Çünkü mesele sadece bir mahkeme salonunun önünde kaç kişinin toplandığı meselesi değil.
Mesele, bir partinin kendi iç sesini nasıl yönettiği meselesidir.
Bir Partinin Gücü: Eleştiriye Tahammül
Programda konuşan eski ilçe başkanı ve iş insanı Muammer Çelebi’nin sözleri aslında CHP’nin tarihsel damarını hatırlatan bir uyarı gibiydi.
“Cumhuriyet Halk Partisi şirket değildir” dedi.
“Kimse kral değildir” dedi.
Ve belki de en önemli cümleyi kurdu:
“Kral çıplak denmiyorsa orada sorun vardır.”
Bu sözler sadece bir parti içi polemik değil.
Bu sözler, bir siyasi kültürün özünü hatırlatıyor.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasında tek bir şey vardır:
Akıl.
Eleştiri.
Ve ortak akıl.
Altı Ok: Bir Amblem Değil, Bir Yol Haritası
Bugün sık sık konuşulan “Altı Ok”, çoğu zaman bir logodan ibaret sanılıyor. Oysa Altı Ok bir devlet felsefesidir.
Cumhuriyet
Halkçılık
Laiklik
Milliyetçilik
Devletçilik
Devrimcilik
Bu ilkeler sadece geçmişin sloganları değildir.
Bir toplumun nasıl yönetileceğine dair bir pusuladır.
CHP’nin asıl gücü de buradan gelir.
Çünkü bu parti yalnızca bir ideolojiye yaslanan dar bir sınıf hareketi değildir.
İçinde işçi vardır.
Köylü vardır.
Sanayici vardır.
Genç vardır.
Yaşlı vardır.
Bir başka deyişle; Türkiye’nin küçük bir maketidir.
Parti İçi Muhalefet: Zayıflık Değil Güçtür
Bugün tartışılan ihraçlar ve disiplin süreçleri, aslında CHP’nin tarihindeki eski bir sorunun yeni versiyonudur.
Parti içi eleştiriyi bastırmak mı gerekir,
yoksa eleştiriyi dinleyerek güçlenmek mi?
Tarih bize şunu söylüyor:
Eleştiriyi bastıran partiler küçülür.
Eleştiriyi dinleyen partiler büyür.
Bu yüzden siyasi akıl şunu fısıldar:
Bir partinin içindeki farklı sesler, o partinin düşmanı değildir.
Tam tersine, o partinin nefesidir.
Bugünün Asıl Sorusu
Bugün Türkiye’nin gündemi ağırdır.
Ekonomi zor.
Toplum gergin.
Siyaset keskin.
Böyle bir dönemde yüz yıllık bir siyasi çınarın kendi içinde kırılmalar yaşaması kimseye fayda sağlamaz.
CHP’nin tarihi bize şunu öğretir:
Bu parti tartışarak büyür.
Eleştirerek yenilenir.
Ama en sonunda yine aynı masada buluşur.
Çünkü bu parti, bir kişinin değil;
bir milletin partisidir.
Son Söz
Siyaset bazen bir aynadır.
Aynaya bakmak cesaret ister.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde bugün tam da böyle bir an var.
Kırgınlıkları büyütmek mi,
yoksa ortak aklı büyütmek mi?
Cevap aslında Altı Ok’un içinde saklı.
Çünkü o oklar sadece geçmişe değil,
geleceğe de yön gösterir.