Altında Kota Çıkmazı
Bir malın piyasadaki miktarını zorla kısıtlarsanız, o malın fiyatı doğal değerinin üzerine çıkar.
Bugün Türkiye’de dünya piyasalarından daha pahalı altın alıyor oluşumuzun temel sebebi, ithalata getirilen kota uygulamasıdır.
Piyasadaki altın arzı yetersiz kalınca, ithalat izni olan kurumlar altını dünya fiyatından getirip içerideki yüksek fiyattan satma imkanına sahip olurlar.
Bu durum, hiçbir üretim çabası gerektirmeyen fiyat farkından kar etme imkanı doğurur.
Bir malın resmi yollarla ülkeye girişi zorlaştırıldığında ve içerideki fiyat dışarıya göre ciddi oranda arttığında, ekonomik rant doğar.
Bu rantın olduğu yerde kaçakçılığı tahmin etmek zor değildir.
Yasal ithalatın maliyeti çok yüksekse veya miktar sınırlıysa, aradaki fiyat farkı kaçakçılar için risk alınabilir bir kar haline gelir.
Vatandaşın ve kuyumcunun altına olan talebi devam ettiği sürece, yasal yolla gelmeyen altın, yasa dışı yollarla piyasaya sızmaya başlar.
İsviçre gibi altın ticaret merkezlerinde miktar kısıtlaması yerine şeffaflık ve denetim ön plandadır.
İsviçre, dünyanın altın rafineri merkezidir.
İthalatı kısıtlamak yerine, gelen altının kaynağını sıkı denetler.
Piyasa serbesttir; böylece fiyatlar dünya borsalarıyla tam uyumlu seyreder.
Hindistan geçmişte altına yüksek vergiler ve kotalar koymuş, ancak bunun sonucunda sınır hattında devasa bir kaçakçılık sektörü türemiştir.
Bu durum, devletin hem vergi kaybına uğramasına hem de kayıt dışı ekonominin büyümesine neden olmuştur.
Son yıllarda vergileri rasyonalize ederek bu sorunu çözmeye çalışmaktadırlar.
Yasal düzenlemelerin temel amacı piyasa istikrarını sağlamaktır.
Ancak kota gibi uygulamalar, dürüst tüccarın hammaddeye ulaşımını zorlaştırırken, kayıt dışı yöntemleri istemeden de olsa cazip hale getirebilir.
Ekonomi yönetimi, cari açığı dizginlemek ile piyasanın doğal işleyişini korumak arasındaki o hassas dengeyi, rasyonel zeminlerde kurmak durumundadır.