SİS ÇÖKÜNCE İLK KAYBOLAN ŞEY ADALET OLUR
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

SİS ÇÖKÜNCE İLK KAYBOLAN ŞEY ADALET OLUR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir ülkede adalet, soru önergelerine cevap vermemeye başladığında…
Siyaset, kürsülerden değil; dosya numaralarından okunur artık.

Bugün Türkiye’de tartışılan şey yalnızca bir dava değil.
Bir zihniyet savaşı…

Kayyum.
Casusluk.
Mutlak butlan.
Parti kapatma.
HTS kayıtları.
MASAK raporları.
Baz sinyalleri…

Memleket öyle bir yere sürüklendi ki;
insanlar artık hukuk yorumcusu olmadan akşam haberlerini anlayamıyor.

Bir tarafta “devlet temizleniyor” diyenler…
Diğer tarafta “muhalefet dizayn ediliyor” diye bağıranlar…

Hakikat?
O hâlâ sisin içinde yürümeye çalışıyor.

Çünkü bu ülkede gerçek çoğu zaman bağıranın değil, susturulanın cebinden çıkıyor.

Siyasetin dili sertleştikçe vatandaşın ekmeği küçülüyor.
Televizyon ekranlarında milyon eurolar konuşulurken,
emekli pazarda maydanoz hesabı yapıyor.

Ekonomi artık grafik değil.
Direkt mide gurultusu.

Eskiden “çay koy konuşalım” denirdi.
Şimdi çay koyuluyor ama ekonomi konuşulunca çay buz kesiyor.

Çünkü vatandaşın cebindeki yangın hâlâ harlı.

19 Mayıs geliyor…
Ama bazıları Atatürk dememek için olimpik jimnastik hareketleri yapıyor.
“Gençlik ruhu… milli mücadele ruhu… bağımsızlık meşalesi…”
İyi güzel de kardeşim;
o meşalenin adını niye fısıldıyorsun?

Bu ülkede artık bazı kelimeler yüksek sesle söylenemiyor.
Çünkü bazı isimler yalnızca tarih değil;
aynı zamanda vicdan testi.

Bir başka gariplik de şu:
Hep gideni suçluyoruz.
Hiç kalanların payına düşen bir vebal yok mu?

Siyasette herkes mağdur.
Kimse sorumlu değil.

Bir dönem alkışlayanlar şimdi lanet ediyor.
Dün aynı fotoğraf karesinde duranlar bugün birbirine operasyon çekiyor.

Demek ki mesele dava değilmiş.
Mesele sıra meselesiymiş.

Ankara koridorlarında dolaşan çanta iddiaları…
Fısıltıyla yayılan kaset senaryoları…
Sızdırılan bilgiler…
Yarım belgeler…
Tam manşetler…

Bu memlekette artık gerçekler basın toplantısıyla değil,
“yakında büyük patlama” tweetleriyle servis ediliyor.

Ve toplum ikiye bölünüyor:
İnananlar.
İnandığına pişman olanlar.

Ama herkesin ortaklaştığı tek bir duygu var:
Güvensizlik.

Çünkü vatandaş şunu görüyor:
Birileri servetine servet katarken,
kendisine “sabret” deniyor.

Bir kesimin fakirlik belgesi var.
Diğerlerinin “fuck’erlık” sertifikası.
Halka düşense yine açlık diploması.

BELGEsel demokrasi tam da bu işte.

Artık kimse kusura bakmasın…
Bu ülkede mesele sadece iktidar-muhalefet kavgası değil.

Mesele;
hukukun gerçekten herkese mi çalıştığı,
yoksa sadece sıradakine mi döndüğü meselesi.

Ve unutulmasın:
Sis bazen gerçeği saklar…
Ama çürümeyi asla gizleyemez.

Ne yandaş.
Ne karşıt.
Tek gerçek:
GÜNESAV Haber.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *