ÇAĞIMIZIN VEBASI: “NEDEN OLAMIYORUZLAR” VE “NASIL OLACAĞIZCILAR”
Türkiye’de siyaset artık bir fikir yarışı olmaktan çıktı.
Birbirini tüketen kampların, birbirine ayna tuttuğu büyük bir sinir harbine dönüştü.
Bir taraf “istikrar” diyerek korkuyu yönetiyor.
Diğer taraf “değişim” diyerek kendi içinde parçalanıyor.
Ve vatandaş…
Markette etiket değişimini izler gibi siyaset izliyor.
Her gün yeni fiyat.
Her gün yeni kriz.
Her gün yeni kavga.
Ama çözüm?
Yok.
Çünkü memlekette artık siyaset yapanlardan çok, “neden olamıyoruz”cular ve “nasıl olacağız”cılar çoğaldı.
Bir grup yıllardır aynı cümleyi kuruyor:
“AK Parti nasıl yenilir?”
Diğer grup:
“CHP neden iktidar olamıyor?”
Kimse dönüp şu soruyu sormuyor:
“Vatandaş neden artık hiçbirine tam güvenemiyor?”
Mesele tam da burada başlıyor.
Siyasetin Büyük Çürümesi
Bir zamanlar Türkiye’de ideolojiler vardı.
Sağ vardı.
Sol vardı.
Merkez vardı.
Taşra vardı.
Şimdi?
Sadece pozisyon var.
Dün ağır eleştirdiğinin bugün yanında duranlar…
Bugün “ihanet” dediğine yarın “strateji” diyenler…
Bir gecede parti değiştirenler…
Kürsüde ahlak nutku atıp kuliste pazarlık yapanlar…
Toplum artık şunu düşünüyor:
“Bunlar gerçekten kavga mı ediyor, yoksa sıra mı değiştiriyor?”
İşte güven kaybının özü bu.
Siyaset, halkın gözünde bir dava olmaktan çıkıp bir kariyer geçidine dönüşürse; seçmen de sandığa umut değil, mecburiyet taşır.
CHP’nin En Büyük Problemi AK Parti Değil
Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel sorunu yalnızca iktidar olamamak değil.
Ne olmak istediğini net anlatamamak.
Bir gün merkez sağa göz kırpıyor.
Ertesi gün sert sol söylem kuruyor.
Bir gün “değişim” diyor.
Ertesi gün geçmişle hesaplaşıyor.
Bir kanat Kılıçdaroğlu’na sahip çıkıyor.
Diğeri tamamen silmek istiyor.
Ortada ortak akıl değil, ortak gerginlik var.
Ve seçmen bunu görüyor.
Çünkü vatandaş artık slogan değil; istikamet arıyor.
CHP’nin yıllardır aşamadığı yüzde 25 duvarı sadece ideolojik değil, sosyolojik bir duvardır.
Parti hâlâ büyük ölçüde kentli, eğitimli ve seküler seçmene konuşuyor.
Ama Türkiye yalnızca o sosyolojiden ibaret değil.
Anadolu’nun muhafazakârı…
Küçük esnaf…
Kararsız milliyetçi…
Geçim derdindeki emekli…
İşsiz genç…
Bu kitleye sadece “iktidar kötü” diyerek ulaşılamıyor.
Çünkü insanlar artık sadece öfkeye değil, güvene oy veriyor.
AK Parti’nin En Büyük Gücü Muhalefetin Dağınıklığı Oldu
AK Parti ilk yıllarında çevrenin sesi oldu.
Sistemin dışladığı kesimlere alan açtı.
Mağduriyetin enerjisini siyasete taşıdı.
Ama yıllar geçtikçe o çevre hareketi merkezin ta kendisine dönüştü.
Bugün devletle parti arasındaki çizginin tartışıldığı…
Kurumsal bağımsızlığın sorgulandığı…
Ekonomik yükün toplumun sırtına çöktüğü…
Gençlerin umudu bavula koyduğu bir dönemdeyiz.
Fakat bütün bunlara rağmen iktidarın hâlâ ayakta kalabilmesinin sebebi sadece kendi gücü değil;
muhalefetin ortak bir hikâye kuramaması.
Çünkü dağınık muhalefet, güçlü iktidarın sigortasıdır.
Türkiye’de Artık İnsanlar Şuna İnanmak İstiyor:
- Hukuk gerçekten herkese eşit olacak mı?
- Yolsuzluk kim yaparsa yapsın konuşulacak mı?
- Parti içi demokrasi lafta mı kalacak?
- Gençler bu ülkede yaşayabilecek mi?
- Emekli nefes alabilecek mi?
- Devlet liyakatle mi yönetilecek, sadakatle mi?
Vatandaşın derdi ideolojik ezber değil.
Hayatın ağırlığı.
Kirayı düşünürken anayasa tartışmasını hissedemiyor artık insanlar.
Markette peynir hesabı yapan toplumda siyaset sertleşiyor ama umut küçülüyor.
Ve En Tehlikeli Şey Ne Biliyor musunuz?
Toplumun yavaş yavaş hiçbir şeye şaşırmamaya başlaması.
Yolsuzluk iddiası?
“Normal…”
Parti değiştirme?
“Olur öyle…”
Sert kutuplaşma?
“Alıştık…”
İşte çürüme tam burada başlıyor.
Bir toplum skandallara değil, skandalların sıradanlaşmasına yenilir.
Son Söz
Türkiye bugün sadece ekonomik kriz yaşamıyor.
Aynı zamanda güven krizi yaşıyor.
Siyasi ahlak krizi yaşıyor.
Temsil krizi yaşıyor.
Ve belki de çağımızın gerçek vebası şu:
Kimsenin artık “nasıl düzeliriz?” sorusunu samimiyetle sormaması.
Çünkü herkes birbirine şu soruyu soruyor:
“Nasıl kazanırız?”
Oysa mesele kazanmak değil.
Memleketi yeniden birbirine inandırabilmek.
Bir ülke seçim kaybederek değil…
Güven kaybederek çözülür.