Sokak konuşuyor… ama bu sefer fısıltıyla değil, diş sıkarak.
Çünkü sabır dediğin şey de ekmek gibi… o da tükeniyor.
Vatandaş artık şunu soruyor:
“Bu kadar iddia, bu kadar dosya, bu kadar gürültü… ama neden hâlâ kimse net konuşmuyor?”
Bir tarafta yolsuzluk haberleri…
Diğer tarafta “temiziz” diyen açıklamalar…
Ama ortada kalan yine biziz.
Her zamanki gibi.
Siyasetçiler kürsüde birbirine laf atarken,
biz pazarda etiket okuyoruz.
Onlar koltuk hesabı yaparken,
biz ay sonunu hesaplıyoruz.
Şimdi açık konuşalım:
Bu halk artık kavga değil, çözüm görmek istiyor.
“Sen yaptın, ben yapmadım” masalları bayatladı.
Çünkü tencere partili değil.
Boşsa boş.
Bir belediyede skandal varsa, temizle.
Bir partide çürük varsa, kes at.
Ama öyle “göstermelik” değil… gerçekten.
Çünkü bu millet şunu çok iyi anladı:
Üstü örtülen her hata, yarın daha büyük patlıyor.
Ve en tehlikelisi şu…
İnsanlar artık şaşırmıyor.
Alışıyor.
İşte asıl çöküş orada başlıyor.
Haksızlığa alışan toplum,
sessizce kaybeder.
Ama sokak hâlâ tamamen susmuş değil.
İçten içe kaynıyor.
Ve o ses bir gün yükselirse…
ne kürsü yeter, ne mikrofon.
Son söz mü?
Net:
Bu halk aptal değil.
Sadece uzun zamandır sabrediyor.