KARTAL’DA SESSİZ ÇIĞLIK: YOKLUKLAR VE İÇE SİYASETİN GÖLGESİNDE BİR KONGRE
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

KARTAL’DA SESSİZ ÇIĞLIK: YOKLUKLAR VE İÇE SİYASETİN GÖLGESİNDE BİR KONGRE

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

KARTAL’DA TRAJİKOMİK BİR KONGRE: YOKLUKLAR, ÇIZIKLER VE DEMOKRASİ AÇMAZI

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kartal İlçe Kongresi, sandığa giden oylardan çok, salonda olmayan bir ismin gölgesinde ve trajikomik sahnelerle anılacak. Mevcut İlçe Başkanı Mert Polat’ın yeniden seçildiği 39. Olağan Genel Kurul, demokrasinin ruhuna aykırı bir tabloyla kapandı. Kongrenin en çarpıcı sorunsalı, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in neden gelmediğiydi, ancak tek skandal bu değildi.

Resmi gerekçe, Ankara’daki mitingdi. Ancak siyaset, resmiyetin çok ötesinde bir dil konuşur. Aynı gün, komşu ilçelerin belediye başkanları kendi kongrelerinde delegeleri selamlarken, Yüksel’in yokluğu derin bir iletişimsizliğin sembolü oldu. Soğuk rüzgarların partililer arasında dolaştığı salonda, “Kendi ilçesinin kongresine gelmeyen başkan hangi mesajı veriyor?” sorusu cevapsız kaldı.

Ancak asıl trajikomik sahne, il delegesi seçimleri sırasında yaşandı. Çizikler (ıskarta oylar) arasında eski AKP Genel Başkanı ve Bakan Binali Yıldırım’ın isminin çıkması, kongreyi tam bir açmaza sürükledi. Bir görevlinin, “Binali Yıldırım diye üyeniz var!” şeklindaki ironik ve acınası açıklaması, demokrasi tiyatrosunun ne kadar acı bir hal alabileceğini gösterdi. Bu sahne, örgütün içindeki disiplinsizliği ve kimi delegelerin ciddiyetsizliğini gözler önüne serdi.

Kongrenin bir diğer vahim boyutu ise tribünlerin bomboş olmasıydı. Coşkunun, heyecanın ve demokratik katılımın yerini mutsuz bir sessizlik almıştı. Delegelerin çoğunun kongreyi terk ettiği veya ilgisiz kaldığı bu tablo, partinin tabandaki enerji kaybının da bir göstergesiydi.

En can alıcı eleştiri ise seçim sistemine yönelikti: “Delegeler ilçe başkanını seçerdi, ilçe başkanı delegeleri seçen bir seçim oldu.” Bu ifade, kongre sürecinin demokratik meşruiyetini sorgulatıyor. Verilen sözlerin bir kez daha tutulmaması, örgütteki güven erozyonunu derinleştirdi. Tüzük kurallarının esnetilerek danışmanların divana seçilmesi de bu güvensizliği perçinledi.

Bu kongre, CHP’nin içinde bulunduğu açmazı özetler nitelikte: Dış baskılar ve yargı müdahaleleri kaygı verici olsa da asıl yıkım, içerideki demokrasi eksikliği, örgüt emeğine saygısızlık ve verilen sözlerin tutulmamasından geliyor. Pir Sultan’ın “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” dizeleri ve Nazım’ın “Namussuz bir çağ” tanımlaması, bu ahvali anlatmak için seçilmiş en güçlü referanslar adeta.

CHP, Atatürk’ün emaneti ve laik demokratik cumhuriyetin teminatı olma iddiasını taşıyor. Ancak bu iddiayı ayakta tutacak olan, Ankara’daki mitingler değil, Kartal’daki bir kongrede gösterilen içi dolu demokratik tavır, örgüt emeğine saygı ve tüzük kurallarına riayettir. Kartal’daki bu trajikomik tablo, sadece bir ilçenin değil, tüm partinin kulağına küpe olmalı. Yarın çok geç olmadan…

 

Tarihten Bir Ders: Erdal İnönü

Kongrede yaşananları Erdal İnönü’nün bir genel kuruldaki tavrına benzetiyorum. İnönü, taksiyle geldiği kongrede aday olmayacağını açıkladığında arkasına bakmış ve salonda kimse kalmamıştı.
O gün de, bugün de toplumun kişilik ve dürüstlükten çok kendisine ne fayda sağlayacağına baktığını görmek acı veriyor.

 

Son Söz

Ben nereye gittimse zulümler, açlıklar, kavgalar gördüm.
Bu çağ namussuz bir çağ, ama dönmem. Dönen dönsün, ben dönmem yolumdan.

Siyaset örgütün emeği ve alın teridir; masa başında alınan kararlarla kirletilemez. Adalet herkes için elzemdir. Artık yeter! Tuzu kokutmayın, taraf tutmayın. Sahadaki emeğe, alın terine saygı duyun.

Bugün Gökhan Yüksel’in yokluğu sadece bir yokluk değil, bir mesajdır. O mesajı herkes kendi vicdanında okuyacaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *