EMEKLİLER: BU ÜLKENİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

EMEKLİLER: BU ÜLKENİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bazen bir ülkenin nabzını ekonomi verileri değil, market kasasında titreyen eller ölçer.
Bazen TÜİK değil, emeklinin pazardan eksilttiği domates anlatır gerçeği.

Ve bugün o gerçek, çok net konuşuyor:
Emekli geçinemiyor.

Şimdi kimse romantik cümlelerle süslemeye kalkmasın.
Emekli dediğin şey “geçmişin hikâyesi” değil, bugünün en sert ekonomik göstergesidir.

“Bir ömür çalıştım, şimdi hesap yapıyorum”

Emeklinin masası artık hesap masası değil, hayatta kalma masası.

Kira ayrı dert.
Fatura ayrı dert.
İlaç zaten ayrı bir roman.

Eskiden “emekli olunca dinlenirim” denirdi.
Şimdi “emekli olunca nasıl yaşarım?” sorusu var.

Ve bu soru öyle sessiz soruluyor ki…
aslında bağırıyor.

Sokakta yükselen ses: Sessiz öfke

Pazar yerinde fileye bakan gözler var.
Et reyonunun önünden sessizce geçen insanlar var.
“Almayayım, kalsın” cümlesini hayat rutini yapan bir kitle var.

Bu insanlar bağırmıyor.

Ama yanlış anlaşılmasın:
Sessizlik, rıza değildir.

Siyasetin en zor testi: Emekli

Siyaset bazen mitingdir, bazen ittifaktır, bazen polemiktir…

Ama en zor sınav şudur:
Emekliye ne verdin?

Çünkü emekli şunu unutmaz:
“Ben bu ülkenin dününü kurdum.”

Ve bugün o “dün kurucuları”, yarının hesabını soruyor.

Sert gerçek

Kim ne derse desin, emekli meselesi artık sadece ekonomi değil, bir toplumsal vicdan meselesidir.

Çünkü bir ülkede:

  • Emekli rahat değilse,
  • İşçi güvende değilse,
  • Genç umutsuzsa…

Orada grafikler yükselse bile hayat düşer.

Son söz

Bu ülkede en sessiz ama en derin cümle şudur:

“Geçinemiyorum.”

Ve bu cümle büyüdükçe, hiçbir açıklama onu küçültemez.

Çünkü mesele artık rakam değil…
mesele hayatın kendisi.

 
 
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *