♿ ENGELLİLER KÖŞESİ “Görmeyen Göz Değil, Görmezden Gelen Sistem”
“Görmeyen Göz Değil, Görmezden Gelen Sistem”
Bu ülkede asıl engel kaldırımda değil.
Asıl engel zihinde.
Bir rampa eksik diye hayat durmaz belki…
ama o rampayı koymayan anlayış, bir ömrü yavaş yavaş kilitler.
Bugün “engelli vatandaş” diyoruz ya…
kelime doğru ama yaklaşım eksik.
Çünkü mesele sadece fiziksel değil.
Ekonomik.
Sosyal.
Ve en çok da vicdani.
Bir emekli düşün…
Zaten ay sonunu zor getiriyor.
Bir de engelli olduğunu düşün.
İlaç masrafı, ulaşım derdi, bakım ihtiyacı…
Enflasyon sadece rakam değil.
Bir tekerlekli sandalyenin tamirini ertelemek demek.
Bir protezin yenilenememesi demek.
Bir gün daha “idare et” demek.
Devlet politikaları kağıt üstünde güzel.
Yasalar var, haklar yazıyor.
Ama sokakta karşılığı?
Kaldırımda araba var.
Otobüste yer yok.
İş başvurusunda kapı kapalı.
Sonra soruyorlar:
“Neden üretime katılmıyorlar?”
Çünkü sistem katılmalarına izin vermiyor.
Siyaset her şeyi konuşuyor:
faiz, enflasyon, seçim, koltuk…
Ama engelli bireyler?
Genelde bir “özel gün” konusu.
3 Aralık’ta hatırlanıp
4 Aralık’ta unutulan bir gerçek.
Oysa mesele yardım değil.
Hak.
Acımak değil.
Eşitlik.
Fotoğraf vermek değil.
Gerçekten yol açmak.
Kartal’dan İstanbul’a,
İstanbul’dan Türkiye’ye aynı soru yankılanıyor:
Bir şehir, en yavaş yürüyenine göre mi planlanır…
yoksa en hızlı koşana göre mi?
Cevap belli aslında.
Ama uygulayan yok.
Son söz:
Engel dediğin şey,
bedende değil…
Görmek istemeyen bakışta.
Ve bu bakış değişmeden,
hiçbir kaldırım düz olmaz.