“Ziyaret Var, Örgüt Yok: Bu Bir Selam mı, Mesaj mı?”
Kartal’da siyaset bazen bağırmaz…
Fısıldar, ama o fısıltı var ya duyanın kulağında değil, vicdanında yankılanır.
Bir ziyaret gerçekleşir.
Fotoğraf verilir.
Gülüşler yerli yerinde, mesaj hazır: “Buradayım.”
Ama mesele zaten burada başlıyor.
Çünkü bazen bir yere gitmek,
başka bir yere gitmemeyi daha görünür kılar.
Örgüt toplantılarında görünmeyen bir başkan,
bayramlarda kapısı çalınamayan bir isim,
ama “ara ara” yapılan dikkatli ziyaretler…
Bu bir rutin mi,
yoksa ince ayarlı bir siyaset mi?
Bir örgüt emekçisi için bu soru romantik değil, gerçek:
Bu gelişler bir selam mı…
yoksa satır arası bir hatırlatma mı?
Siyaset, kelimelerle kurulduğu kadar, yoklukla da yazılır.
Gelmediğin yer, bazen gittiğin yerden daha fazla konuşur.
Küçük Burjuva Dönekliği: Saf Değil, Yön Meselesi
Marksist literatür bunu yıllar önce çözdü aslında.
Küçük burjuvazi…
Arada kalmış bir sınıf.
Ne tam sermaye, ne tam emek.
Bir ayağı güvenlikte,
diğeri kaygan zeminde.
Bu yüzden yönü sabit değil.
Rüzgâr nereden eserse, oraya kırılmaya meyilli.
Ama net konuşalım:
Küçük burjuva olmak suç değil.
Döneklik karakter meselesidir, sınıf değil.
Bu topraklarda o sınıftan çıkıp
bedel ödeyen, direnen, mücadele eden binlerce insan var.
Ama aynı tarih şunu da söylüyor:
İlke zayıfladığında, çıkar devreye girer.
Ve işte o an, savrulma başlar.
Bugün siyasette gördüğümüz bazı geri dönüşler,
bazı “yeniden doğuş” hikâyeleri…
Bunlar bir mücadele sürekliliği mi,
yoksa yeni bir pozisyon arayışı mı?
Cevap herkesin cebinde.
Ama kimse yüksek sesle okumuyor.
Hoş Geldinler ve Eksik Güle Güleler
Siyasetin en tuhaf ritüeli:
Dün uğurladığını bugün alkışlamak.
Kapı hep açık.
Ama içeride bir hafıza sorunu var.
Dün “yanlış” denilen çizgiler,
bugün alkışlanabiliyor.
Dün eleştirilen liderlik,
bugün sessizlikle uğurlanıyor.
Ve en tehlikelisi şu:
Unutmak normalleşiyor.
Oysa siyaset hafızayla yapılır.
Hafızasını kaybeden bir hareket,
yönünü başkalarının pusulasına bırakır.
Bugün ışık kimin üstündeyse,
yarın onun gölgesi konuşulacak.
Öz Eleştiri: Asıl Kırılma Noktası
Şimdi biraz aynaya bakalım.
Çünkü mesele sadece “onlar” değil.
Partiden gidip gelenler baş tacı,
ama yıllarca afiş asanlar?
Sandık kuranlar, gece nöbet tutanlar?
Onlar sistemin neresinde?
Gerçek şu:
Siyasette emek her zaman görünmez.
Ama koltuk…
her zaman görünür.
Başka partilerden gelenler hızla yükselirken,
yıllarını verenlerin park bahçelerde iş bulmaya çalışması
bir tercih değil bir sistem sorunu.
Gençlik kollarında koşanlar,
ya müdür olur ya unutulur.
Arası yok.
Ya iktidara yakınsın,
ya masa taşırsın.
Bu kadar net.
Bu kadar sert.
Son Söz: Sessizlik Bazen En Yüksek Sestir
Kartal’da bir ziyaret oldu.
Ama asıl mesele o ziyaret değil.
Asıl mesele,
o ziyaretin neyin yerine geçtiği.
Çünkü siyaset bazen konuşarak değil,
susarak mesaj verir.
Ve bazen en yüksek ses,
hiç yapılmayan toplantılardan gelir.
Bir Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş bir gazeteci olarak soruyorum:
Bu ziyaret gerçekten bir moral mi…
Yoksa usulca bırakılmış bir “ayar” mı?
Cevap verilmez belki.
Ama hissedilir.
Çünkü bu ilçede siyaset,
artık kelimelerle değil—
eksik kalanlarla yazılıyor.
Selamlar, saygılar.