VATANDAŞ RIZA HALK ADAMI – BAŞKAN RIZA YAZIYOR Yazmak bir eylemdir.
Yazmak sadece kelime dizmek değildir.
Yazmak, suskunluğa atılan bir çomaktır.
Ama asıl mesele şudur:
Kendini anlatırken başkasının yarasına değebiliyorsan,
orada bir devrim başlar.
Toplum dedikleri şey nedir peki?
Yan yana ama ayrı ayrı yaşayan kalabalıklar mı,
yoksa aynı sofrada aç kalan bir kader ortaklığı mı?
Kamu dediğin;
vatandaşa yukarıdan bakan bir masa mı,
yoksa halkın derdiyle kirlenmiş bir el mi?
Devlet;
koruyan mı, kollayan mı,
yoksa korkutan mı?
Halk kim?
Sandığa gidip sonra unutulan mı?
Millet ne?
Sloganlarda yüceltilip hayatta ezilen mi?
Bu devir, dürüst olalım, yeme-yutma devri.
Bu devir alkışın aklı bastırdığı bir devir.
Bu devir;
bir elin cebimize girdiği,
diğer elin gözümüzü kapattığı bir hokus pokus çağı.
Gerçekler ağır geliyor diye süsleniyor.
Yoksulluk makyajlanıyor.
Adaletsizlik “normal” denilerek paketleniyor.
Cahil bırakılan halka,
“Her şey yolunda” ninnisi söyleniyor.
Ama halk uyumuyor.
Sadece yorgun.
Ve yorgun bir halk, bir gün uyanır.
Ben yazıyorum çünkü susmak taraf olmaktır.
Ben yazıyorum çünkü kelime bazen sandıktan daha güçlüdür.
Ben yazıyorum çünkü bu memlekette
halk adamı olmak,
halk gibi düşünmeyi göze almaktır.
Bu köşe;
ne saraya yakındır
ne koltuğa.
Bu köşe sokağa yakındır.
Toza, ter’e, gerçeğe.
Ve net konuşuyorum:
Halkı kandırarak yönetemezsin.
Halkı yok sayarak devlet olunmaz.
Millet, afişten ibaret değildir.
Yazmak bir eylemdir.
Okuyan kendini buluyorsa,
işte o zaman…
Bu bir devrimdir.