Gürültü Çok, Hakikat Yorgun
GENEL GÜNDEM KÖŞESİ
Bu ülkede gündem hiç bitmiyor.
Çünkü sorunlar çözülmüyor, sadece üst üste yığılıyor.
Her başlık ayrı bir yangın, her cümle başka bir fay hattı.
Kayseri’den başlıyoruz.
Bir söz…
Henüz iddia aşamasında ama yetiyor.
Bir cümle, koskoca bir topluluğu ayağa kaldırıyor.
Aleviler “Bu dili kabul etmiyoruz” diyor.
Siyah çelenk, siyah bir hafıza gibi CHP İl Başkanlığı önüne bırakılıyor.
Burada mesele bir kişinin ne dediği değil sadece.
Mesele, siyasetin hâlâ kimlikler üzerinden konuşmayı marifet sanması.
Mesele, “iddia” kelimesinin bile artık toplumu germeye yetmesi.
Çünkü bu ülke, çok yaralı.
Ve yaralı toplumlar fısıltıyla bile kanar.
Sonra ekranlara dönüyoruz.
RTÜK sahnede.
Dizi, platform, podcast…
Liste uzun, gerekçeler tanıdık.
“Şiddet”, “ahlak”, “değerler”.
Ama kimse şunu sormuyor:
Açlık şiddet değil mi?
Yoksulluk ahlaka aykırı değil mi?
Çifte standart bir değer erozyonu sayılmaz mı?
Standart yok.
Ölçü yok.
Keyfiyet var.
Ve bu keyfiyet, özgürlükle gerçeklik arasındaki bağı her gün biraz daha koparıyor.
Dosyalar açılıyor, isimler karışıyor.
Derya Çayırgan, İmamoğlu, para hareketleri, MASAK raporları…
Hukuk var mı, algı mı ağır basıyor, kimse emin değil.
Siyasetle magazin birbirine girmiş durumda.
Hakikat, flaşların arasında kayboluyor.
İmamoğlu kürsüde sert:
“Bu, üniversiteye tehdittir” diyor.
Aslında daha büyük bir şey söylüyor:
Yargı konuşursa, akademi susar mı?
Bugün diploma, yarın fikir.
Mahkeme kararını bekliyoruz.
Ama toplum zaten kararını vermiş gibi:
Güven eriyor.
Derbi bitiyor, mahkeme başlıyor.
Futbol sahasından adliyeye uzanan bir öfke hattı.
Artık kırmızı kart yetmiyor, hapis cezası konuşuluyor.
Bu sadece spor değil.
Bu, tahammül eşiğini kaybetmiş bir toplumun aynası.
Ve Gelibolu…
Üç pavyon kapalı.
Bir siyasetçi sözünü tutmuş.
Kimine göre ahlaki düzen, kimine göre ekonomik yıkım.
Doğru nerede?
Cevap yine eksik: Çalışanlar ne olacak?
İşte tablo bu.
Bir emekli ağlıyor.
Bir memur iyilik yaparken tedirgin.
Bir cümle mezhepleri ayağa kaldırıyor.
Bir fotoğraf toplumu ikiye bölüyor.
Bir karar alkışlanırken diğeri öfke yaratıyor.
Bu ülkede artık hiçbir şey tek başına değil.
Her şey ya “taraf”, ya “tehdit”, ya “algı”.
Ve en tehlikelisi şu:
Sessizlik normalleşiyor.
Yorulduk diye susuyoruz.
Ama unutma…
Sessizlik de bir tercihtir.
Ve bazen en yüksek çığlık, hiç çıkmayan sestir.
🗣️ GÜNESAV HABER
Gerçeğin sesi, gürültünün karşısında.