EMEKLİ KÖŞESİ  Bu Ülke Neden Bu Kadar Yorgun?

EMEKLİ KÖŞESİ Bu Ülke Neden Bu Kadar Yorgun?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

76 yaşında bir adam konuşuyor. Aslında konuşmuyor, dökülüyor.
Poşetten ekmek çıkarıyor, peyniri masaya koyuyor; rakamlar kalbe çarpıyor:
22 bin 600 lira maaş, 20 bin lira kira.
Geriye kalan: utanç, öfke, boğazda düğüm.

“Nasıl geçineyim?” diyor.
Ardından cümle kararıyor:
“Gasp mı yapalım, soygun mu, esrar mı satalım?”

Bu bir isyan değil.
Bu, sistemin soğuk betonuna yazılmış bir iflas raporu.

Bu adam Halkbankası’nda veznedarlık yapmış.
Parayı saymış, devlete hizmet etmiş, hayatını kurallara göre yaşamış.
Şimdi cebinde 200 lira yok.
Devlet var ama adam yok.
İstatistik var ama vicdan yok.

Bir yanda bu.

Diğer yanda Kahramanmaraş’ta bir gece.
Soğuk, karanlık, kaza.
Bir anne ve iki çocuk yolda kalıyor.
Yoldan geçen bir ceza infaz memuru duruyor.
Önce güvenli alana alıyor, sonra evini açıyor.

İyilik mi bu?
Evet.
Ama mesele burada bitmiyor.

Sosyal medya ikiye ayrılıyor.
Bir taraf “İnsanlık ölmedi” diyor.
Diğer taraf “Fotoğraf yanlış, risk var, yalnız erkek” diye uyarıyor.

İşte tam burası kırılma noktası.

Bu ülke öyle bir hale geldi ki,
iyilik bile şerhli,
vicdan bile savunma yapmak zorunda.

Emekli aç.
Anne korkuyor.
Memur iyilik yaparken tedirgin.
Toplum güvenmek istiyor ama korkuyor.
Korkmak istemiyor ama alışmış.

Biz ne zaman bu kadar yalnızlaştık?
Ne zaman ekmek bu kadar pahalı, merhamet bu kadar tartışmalı oldu?

Bir yanda hayatta kalmaya çalışan yaşlılar,
diğer yanda hayatta kalmak için susanlar.

Bu köşe şunu söylüyor açık açık:
Bu düzen kimseyi korumuyor.
Ne emekliyi, ne kadını, ne çocuğu, ne iyiliği.

Ve evet…
Bu bir köşe yazısı değil sadece.
Bu, “artık böyle gitmez” diyen sessiz çoğunluğun not düşülmüş halidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *