Yetki Kimde, Ekmek Kimde?
Belge Var, Hayat Yok!
Bu ülkede belge çok.
Adalet az.
İlan bol.
Ekmek pahalı.
Ve her şey satılık.
Ev, araba, telefon, laptop, tablet, umut…
Gerekirse vicdan.
İlan Ülkesi Türkiye
Sabah uyanıyorsun.
Telefonu açıyorsun.
Karşında bir ülke değil, ilan panosu.
“Kiralık ev”
“Satılık araba”
“Temiz kullanılmış iPhone”
“Laptop acil”
“Nakliyat uygun fiyat”
“Galeriden hatasız”
“Emlakçıdan fırsat”
Fırsat kim için?
Belli değil.
Emlakçı: Hayat Simsarı
Emlakçı ev satar derler.
Yok.
Emlakçı hayat taşır.
Yetkisi varsa “danışman”.
Yoksa “ilan koyan biri”.
Komisyoncu mu?
Evet.
Ama sadece para değil, umut komisyonu alır.
“Bir kira, bir depozito, bir de ben.”
Ev senin değil.
Para hiç değil.
Ama komisyon kesin.
Galericiyle aynı mı?
Değil.
Galerici arabayı satar.
Emlakçı insanı.
Biri direksiyon verir.
Öteki kader.
Ama devlete göre fark yok:
“Belgen yoksa yoksun.”
Her Şeyin Belgesi Var, Hayatın Yok
Mesleki yeterlilik belgesi.
Adı uzun.
Etkisi kısa.
“Bu işi biliyor musun?” kâğıdı.
Ama elektrik faturasını bilmiyor.
Taşınmaz yetki belgesi…
Devletin “tamam sen oynayabilirsin” kartı.
Sahaya çıkarsın.
Ayakkabı yok.
Tribün dolu.
Hakem zaten yukarı bakıyor.
Yetkili çok.
Güvenceli az.
Evi olan az.
Borcu olmayan yok.
Araba, Telefon, Laptop: Hepsi Galeri
Ev ayrı, araba ayrı sanıyorsun.
Yok.
Hepsi aynı sistem.
Araba galeride.
Ev emlakçıda.
Telefon, laptop, tablet ikinci elde.
Nakliyat kapıda.
Hepsinin ortak noktası:
Komisyon.
Aracı.
“Ben de buradayım” diyen bir el.
Üreten kim?
Yaşayan kim?
Taşıyan kim?
Ödeyen hep aynı.
Vize Ofisleri: Hayal ATM’si
Pasaport alırsın.
Sevinirsin.
“Avrupa yaklaştı” sanırsın.
Sonra vize ofisine girersin.
Kahve.
Gülümseme.
Dosya listesi:
Banka dökümü,
maaş bordrosu,
sabıka kaydı,
niyet mektubu,
niyetinin niyeti…
Parayı yatırırsın.
Cevap gelir:
RED.
Ama moral bozma!
“Bir daha deneyelim.”
Avrupa’ya gidememişsindir ama
paran çoktan Schengen’e taşınmıştır.
Sendika Kurmak: Cesaret Sporu
Sıfırdan işçi sendikası kurmak zor mu?
Zor değil.
Tehlikeli.
İmza toplarsın.
Telefon susar.
İşten atılırsın.
Ama afişte yazar:
“Demokrasi var.”
Bu ülkede sistem,
yalnız işçiyi sever.
Sessiz olanı.
Başını eğeni.
Kalabalık işçi mi?
Alarm çalar.
Rakamların Stand-Up Gösterisi
Milletvekili maaşı:
“Temsilen rahat.”
Asgari ücret:
“Temsilen hayatta.”
Açlık sınırı:
“Temsilen aç.”
Emekli maaşı:
“Temsilen yaşadın sayılır.”
Aynı ülke mi?
Evet.
Aynı market mi?
Asla.
Biri kasada fişe bakmaz.
Diğeri kasiyerden özür diler.
Sonuç: Belge Cenneti, Hayat Cehennemi
Bu ülkede herkes bir şey satıyor.
Evini.
Arabasını.
Telefonunu.
Zamanını.
Sessizliğini.
Belge soruluyor.
Ama kimse sormuyor:
“Bu insan nasıl yaşayacak?”
Yetki belgeleri var.
Ama yetkisi olmayan milyonlar var.
Ve biz hâlâ soruyoruz:
“Bu düzen kimin düzeni?”
Cevap net:
Bu düzen,
komisyonu yukarıda,
bedeli aşağıda olan bir düzen.
Gülüyoruz.
Çünkü ağlamak da zamlandı.