Yol Üstü Otopark Ücretleri Hizmet mi, İşgaliye Bedeli mi?
İstanbul’un en işlek caddelerinde yürürken veya araç kullanırken hepimizin şahit olduğu bir manzara var.
Zaten dar olan sokakların bir şeridi tamamen otoparka dönüştürülmüş durumda.
Şimdi bu tabloya, 1 saatlik park için istenen 220 TL’lik yeni tarifeyi ekleyin.
Peki, bu uygulama gerçekten yasal bir hizmet mi, yoksa kamuya ait alanın "işgaliye" adı altında ticarete dökülmesi mi?
Bir sokağın asfaltını dökmek, bakımını yapmak veya aydınlatmak kurumlara, o yolu dilediği gibi pazarlama hakkı verir mi?
Anayasa ve yasalarımıza göre, yollar ve caddeler kamu malıdır ve öncelikli amacı trafiğin akışını sağlamaktır.
Trafiğin en yoğun olduğu merkezlerde, bir şeridi otopark olarak kapatıp geçişi zorlaştırmak, aslında ulaşım hakkının engellenmesi anlamına gelir.
Hukuki açıdan bakıldığında, "kamu yararı" gözetilmeden sadece gelir elde etmek amacıyla sokakların kiralanması ciddi bir tartışma konusudur.
Birçok kişi haklı olarak soruyor.
"Benim vergimle yapılan sokakta durmak için neden tekrar devasa bir bedel ödüyorum?"
İşin bir de mali boyutu var.
Vatandaşın cebinden çıkan bu 1 saatlik 220 TL gibi "yüksek" bedeller nereye gidiyor?
Eğer bu paralar toplanıyorsa, şehrin altına yeni, modern ve trafiği aksatmayacak "zemin altı otoparklar" inşa edilmesi gerekmez mi?
Sokaklar otopark olmaktan kurtulup asıl işlevi olan ulaşıma dönmedikçe, toplanan bu paraların amacına ulaştığını söylemek güçleşiyor.
Sonuç olarak; yolu kapatarak trafik oluşturan, bakım hizmetini "haksız kazanç" kapısına dönüştüren bu sistem, vatandaşa hizmetten çok yük haline gelmiş durumda.
Sokaklar ticarethane değil, geçiş yoludur.