Kamucu Siyasetin Piyasa Sınavı
Son yıllarda belediyeler ve kooperatifler aracılığıyla yürütülen sosyal politikalarda yeni bir soluk hissediyoruz.
Kadın emeğinin değerlendirilmesi, ekolojik tarım, yerel tohumların korunması ve mülteci uyumu gibi hayati konular; artık sadece birer "yardım" başlığı değil, doğrudan birer "üretim ve ekonomi" başlığı olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak bu umut verici çabaların tam merkezinde, çözülmesi gereken temel bir çelişki yatıyor.
Bugün dezavantajlı grupları desteklemek veya doğayı korumak için atılan adımların çoğu, günün sonunda ürünlerin "markalaşması" ve "kentsel tüketiciye ulaştırılması" hedefinde düğümleniyor.
Evde üretilen bir tarhananın veya bir köyde yetiştirilen ata tohumu buğdayın başarısı, ne yazık ki hala piyasadaki satış rakamlarıyla ölçülüyor.
Sosyal politikalar, piyasanın sert mantığından özerkleşmek yerine, ona yeni alanlar açan birer araç haline gelebiliyor.
Yani sistemin dışladığı kesimleri sisteme dahil etmeye çalışırken, aslında onları piyasa hegemonyasının içine daha derin bir şekilde itiyor olabiliriz.
Bir kooperatifin başarısı, kaç kadına sigortalı iş sağladığı veya toprağı ne kadar iyileştirdiğiyle mi ölçülmeli, yoksa lüks market raflarında ne kadar yer bulabildiğiyle mi?
Eğer bir kamusal projenin "başarılı" sayılması için mutlaka kar etmesi veya piyasa standartlarına uyum sağlaması gerekiyorsa, orada tam anlamıyla kamucu bir politikadan söz etmek zordur.
Çünkü bu durum, kamusallığın başarı ölçütünün yine piyasa tarafından belirlendiğini gösterir.
Kapsayıcılık vaat eden bu projelerin, piyasa mantığına teslim olmadan ayakta kalması en büyük meydan okumadır. Sosyal politikaların başarısı; piyasaya kaç "yeni ürün" sunduğumuzla değil, piyasadan bağımsız ne kadar güçlü bir "dayanışma ağı" kurabildiğimizle ölçülmelidir.
Gerçek kamuculuk, piyasayla el sıkışıp yeni bir evlilik yapmak değil; piyasanın acımasız kurallarına karşı halkın nefes alabileceği korunaklı ve bağımsız alanlar inşa etmektir.
Aksi halde, en "ekolojik" veya en "sosyal" proje bile, mevcut sistemin çarklarını döndüren birer dişli olmaktan öteye gidemeyecektir.