O Eski Adamlar ve Delege Oyunu: CHP’nin Hafızası ile Hesaplaşması
Eskiden bir oyun vardı, hatırlarsınız. Tek sandalye, etrafında dönen çocuklar ve düdüğü elinde tutanın belirlediği bir kazanma hikayesi. Bugün, CHP’nin mahalle delege seçimleri ne yazık ki aynı oyuna dönmüş durumda. Düdük birilerinin elinde, kendine biat edene çalınıyor. Hak eden değil, hakkı çalan revaçta. Bu, partinin oyunu düşüren, sağlıksız bir düzenek.
Peki bu düzenek nasıl işliyor? “Eskiden üyesi çok olan delege olurdu, şimdi olamıyor.” Listelerin rengi – beyaz, mavi, kırmızı, sarı – değil, o listeleri oluştururken hangi kriterlerin baz alındığı önemli. Listede kimler var? Parti aideti tam, beklentisi olmayan, yokluk ve darbe görmüş, partiyi imece usulü ayakta tutan o eski adamlar mı? Yoksa “illâ genç, illâ kadın” saplantısıyla siyasi hafızayı silmeye çalışan, partiye bireysel çıkar kapısı olarak bakan yeni bir takım mı?
Değişim, Tokmağı Değiştirmek Değildir
Rahmetli Mahzuni Şerif’in o unutulmaz sözü geliyor akla: “Davul aynı davul, sadece tokmak değişiyorsa bu değişim değildir.” Gerçek değişim, eskimiş ve dejenere olmuş bir sistemin bütünüyle, daha erdemli bir sistemle yer değiştirmesidir. Koltuktakini veya koltukların dağıtım yöntemini değiştirmek, eğer adalet ve liyakat yoksa, ancak “değiştirmek” olarak kalır; “değişim” asla olamaz.
Türkiye’nin Birinci Partisi: Kararsızlar
Seçmenin CHP’ye verdiği desteğin altında yatan neden, partinin kusursuz yönetildiği inancı değil, ülkeyi bir “tek adam rejimi”nden kurtarma arzusudur. Türkiye’nin birinci partisi hâlâ kararsızlardır. İktidarın derdi ise sorun çözmek değil, sorunlar üzerinden siyaset üretmek ve taraftar bulmaktır. Başarıyor da… Muhalefetin stratejik hataları, bu başarıya gölge düşürmek bir yana, adeta hediye paketi sunuyor.
Solun Oportünizmle İmtihanı
Yaşananlar, “sol” iddiasındaki bir partinin içine düştüğü derin bir oportünizmi de gözler önüne seriyor. Tarihsel iddia, emekten, özgürlükten ve halkın çıkarlarından yana olmaktır. Ne var ki, pratikte bu iddia, “koltuk siyasetinin” ve günü kurtarma hesabının gölgesinde kalmıştır. İdeolojik duruş, iktidar alternatifi olma hedefi, yerini kişisel hırslara ve grupsal çıkarlara bırakmıştır.
Partinin Canlı Kütüphaneleri: O Eski Adamlar
İşte tam da bu noktada, “o eski adamlar”a dönüp bakmak gerekiyor. Yüzü susuz toprak gibi izlerle dolu, yokluk ve darbeler görmüş, partisini cebindeki alın teri paralarla ayakta tutmaya çalışmış insanlardan bahsediyoruz. Onlar ortaokul mezunu bile olsalar, siyasi bilinci ve parti aideti tam, beklentisiz insanlardır. Onlar partinin hafızası, canlı kütüphaneleridir. Onları yok saymak, geçmişe saygısızlık etmek, geleceği inşa etmek bir yana, onu karartmak olur.
Pir Sultan’ın sözü ne de doğru: “Bozuk düzende sağlam çark olmaz.”
Delege seçimleri, parti içi demokrasinin temelidir. Bu temel, liyakate, emeğe ve hakkaniyete değil de, biat ve düdüğün sesine göre şekillenirse, o partiden ve o muhalefetten hayır gelmez. Atasözümüzü hatırlayalım: “At hırsızları ile kervan yürümez.”
Kervanı yürütecek olanlar, düdüğü elinde tutan uyanıklar değil, yolu bilen "o eski adamlar" ve onların tecrübesini içselleştirmiş yeni nesillerdir. Demokrasi mahalleden başlar evet, ama önce o mahallede adil bir oyun kurulmalı.