📌 PAZAR YAZISI “AÇLIĞIN UTANDIRDIĞI ÜLKE”
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

📌 PAZAR YAZISI “AÇLIĞIN UTANDIRDIĞI ÜLKE”

YAYINLAMA:


— Vatandaş Rıza & Rıza Başkan’ın İki Ayrı Aynası —
I. Ayna: Vatandaş Rıza

Bütün Türkiye’den konuşuyor… Ülkenin nabzını tutuyor.

Memleketin üstüne bir sis çökmüş gibi…
Tok olanın boğazında düğüm, aç olanın yüreğinde sızı.
Çünkü fakirlik sadece fakirin derdi değildir.
Tok olanı da utandırır, vicdanı da çırılçıplak bırakır.

Bir yılda yüzlerce zehirlenme haberi…
Bolu’da bir tavuk dönerden 1000 kişi,
Erzincan Altınbaşak’ta 300 kişi,
Kayseri’de sucuk festivalinde 80 kişi,
Rize mevlidinde 94 kişi,
Kayseri’de yardım etkinliğinde 28 öğrenci,
Bursa’da tavuk pilavdan 11 işçi,
Samsun’da hamburgerden 5 öğrenci…

Sokakta “döner mi yesem, midye mi kaçsam” diye düşünen bir millet olduk.

Ve acı olan şu:
Bu ülkede en ucuz şey hâlâ insan hayatı.

Sebep?
Ucuz malzeme, defalarca kullanılan yağ, ertesi güne saklanan tavuk,
hijyen ürünlerinin fiyatından kaçmak için sadece suyla yıkanan bıçaklar, tabaklar…
“Nasıl olsa ben yemiyorum” diyerek pişen yemekler…
Bir ülkenin gıda güvenliği, aslında onun ahlaki kalp atışıdır.

Temelde cehalet, tepede denetimsizlik, arada vicdan eksikliği.
Gıda piştikten sonra iki saatten fazla beklememeli…
Ama bunu bilmeyen, bilse de umursamayan binlerce işletme var.

Halk “ekmek arası helva”ya dönerken,
kiminin elinde kokoreç, kiminin kaderinde hastane koridoru…

II. Ayna: Rıza Başkan

Kartal’dan konuşuyor… Mahalle, belediye, sokak, esnaf düzenine odaklanıyor.

Şimdi gelelim Kartal’a, bizim eve…
Türkiye’de yaşanan her şey buraya da uğruyor; çünkü Türkiye neredeyse Kartal orada nefes alıyor.

Kartal’da sokakların ruhu değişiyor…
Esnafın çoğu dürüst, helal işinde; ama bazıları var ki,
“Ben yemem, müşteriye veririz” kafasında geziyor.
Oysa bir tabak yemek sadece yemek değildir; sorumluluktur, emanettir.

Belediye denetimleri?
Var gibi ama yok gibi…
Kağıt üzerinde hızlı, sahada yavaş.
Bazı işletmelere sadece selam verilip geçiliyor — bu mahallede herkesin bildiği sırlar.

Kartal’ın gençleri fast food kuyruğunda;
anneler-babalar ucuz gördüğü için tavukçuya yöneliyor;
öğrenciler okul kantininde ne çıkarsa onu yiyor.
Herkes mecburiyet zincirinin bir halkası.

Sevindirici olan:
Kartal’da iyi malzeme kullanan, hijyene önem veren,
“Ben yemediğimi başkasına vermem” diyen işletmeler hâlâ var.
Ama onların da maliyet altında beli bükülüyor.

Kartal’ın artık,
“Yemek işi gönül işidir, vicdan işidir, belediye işi değildir sadece.”
diyen, yeni bir bakışa ihtiyacı var.
Çünkü toplum temizlenmeden tabak temiz olmaz.

SON SÖZ — İki Aynanın Ortasında

Bu ülke “dönerden gücünü alan milletiz” diye şaka yapıyor ama…
Bir milletin gücü midesinden değil, adaletinden, denetiminden, vicdanından gelir.

Biz alışırız, doğru.
Bu halk her şeye alıştı zaten.
Ama alışmak çözüm değildir; sadece yaraya banttır.

Türkiye genelinden Kartal’a bakınca görünen şu:

Açlık, fakirlik ve denetimsizlik; üçü birleşince sadece mideyi değil, toplumu da zehirliyor.

Ve bu zehri temizleyecek olan,
vatandaşın bilinci + belediyenin iradesi + esnafın ahlakıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *