Şehrimizin Görmezden Gelinen Yaraları Yazan: Erol Altunoğlu
Şehir dediğin, sokaklarında her gün ezberimizi tazelediğimiz büyük bir organizma…
Biz farkında olsak da olmasak da, nefes alıp verişi belediyelerin ritmine bağlı.
Yerel yönetimler; yani bizim adımıza kulak kesilen, plan yapan, uygulayan o kurumlar…
Merkezi bütçeden aldıkları payı üç büyük yolda yürütür:
Personel maaşları, temizlik ve… en kritik olanı, bakım – onarım.
Bakım onarım bütçesi şehrin kalp atışıdır aslında.
Kaldırımı çöken sokağı ayağa kaldıran,
yağmurda taşan logarın nedenini çözen,
yıllanmış kamu binalarını yeniden nefes alır hale getiren o görünmez kahraman para…
Kısacası:
Bu ödenek, şehrin diri kalması için verilen “can suyu”dur.
Ama gel gör ki, Sayıştay’ın aynasından baktığımızda tablo pek de parlak değil.
Denetçiler raporu masaya koyuyor ve gerçek tokat gibi çarpıyor:
Bakım için ayrılan büyük bir bütçe, asli işini yapmıyor.
Yani sokak beklerken, yol beklerken, altyapı nefes nefese kalmışken…
Para başka kapılara doğru yürümüş.
En çok da nereye mi?
‘Esneklik’ alanı geniş olan idari giderlere…
Başta da Özel Kalem harcamalarına.
Evet, protokol, temsil, ofis düzeni… kısacası işin “vitrin” kısmı.
Şehrin dertlerini çözmek için ayrılan su,
vazoya çiçek koymaya gidiyor bir anda.
Bu sadece muhasebe kayması değil;
bu, önceliklerin raydan çıkmasıdır.
Ve sonuç?
Domino taşlarının en öndekine dokunmuşsun gibi zincirleme bir bozulma…
Yol bozulur, kimse el atmaz.
Altyapı eskir, kimse umursamaz.
Kaldırım çöker, “yarın bakarız” denir.
Küçük tamiratlar ertelenir, ertelendikçe büyür.
Ve büyüyen her sorun, gelecekte üç kat maliyet, beş kat enerji demektir.
Biz vatandaşa düşen mi?
Vergimizi veriyoruz, sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz.
Karşılığında ise şeffaflık, disiplin, hesap verebilirlik bekliyoruz.
Bu hakkımızdır, lüksümüz değil.
Bakım bütçesinin amacı dışına kaydırılması sadece finansal bir tercih değildir;
şehre duyulan saygının da testidir.
Bu testten kalındığında güven zedelenir, yönetim ile halk arasındaki bağ çatırdar.
O yüzden bugün Sayıştay raporları sadece bir “doküman” değil;
bir alarm, bir uyarı ışığıdır.
Şehrimizin geleceği için o ışığı kapatmayacağız.
Bütçenin nereye aktığını, neyin eksildiğini, neyin beklediğini takip edeceğiz.
Çünkü temiz, düzgün, bakımlı bir şehir;
kimsenin lütfu değil, hepimizin hakkı.