🦁 Hata Yapma Hakkı, Erol Altunoğlu – Köşe Yazısı
Hayat, öğrenme serüvenimiz boyunca defalarca bardağı döküp yere attığımız anlarla doludur.
Bir şeyi ilk kez denediğimizde, acemiliğimizin heyecanıyla elimizin yanması, bir şeyleri mahvetmemiz çok doğaldır.
Asıl mesele, bu hatalar karşısında çevremizden aldığımız tepkidir.
Hepimizin içinde dünyayı keşfetmeye, zorlukların üstesinden gelmeye ve büyük işler başarmaya hazır bir güç, bir aslan yatar.
Bu aslan; potansiyelimiz, cesaretimiz ve öğrenme isteğimizdir.
Ama aynı zamanda kırılgan bir ruha sahiptir.
Bir çocuk hata yaptığında, bir çalışan başarısız olduğunda veya bir arkadaşımız yanlış bir karar verdiğinde; gösterdiğimiz sertlik, öfke ya da yargılama, o anlık hatanın bedelinden çok daha fazlasına mal olur.
Çünkü o tepki, o kişinin içindeki öğrenme hevesini, yeniden deneme cesaretini ve kendine olan inancını zedeler.
Kızgın bir söz, o aslanın küsüp köşesine çekilmesine neden olur.
Sürekli eleştiri ve cezalandırma ise maalesef onu öldürür.
Oysa büyük hedefler koyabilen, başarılı olabilen her birey; hatalarının affedildiği, yeniden denemeye teşvik edildiği bir ortamda yetişir.
Onlara, bardağı döktükleri için kızılmamış; aksine,
“Bir bardak daha alalım, bu kez nasıl içileceğini yavaşça öğrenelim.”
denilmiştir.
İnsan yetiştirmenin en büyük sırrı, hataları felaket değil, öğrenme fırsatı olarak görebilmektir.
Birisi hata yaptığında durup düşünelim:
“Acaba ben ona kızarsam, ileride daha büyük adımlar atmaktan korkar mı?”
Unutmayalım ki güçlü bireyler yetiştirmek istiyorsak, onları kırmak yerine desteklemeliyiz.
Kendi hatalarımızda ve başkalarınınkinde gösterdiğimiz sabır, içimizdeki ve çevremizdeki o aslanın hayatta kalmasını, gür bir şekilde kükremesini sağlar.
İçimizdeki bu gücü koruyalım;
onu küstürmeyelim,
onu öldürmeyelim.