🕊️ EROL ALTUNOĞLU  Devletin Kuruşu ve Kutsal Emanet Anlayışı

🕊️ EROL ALTUNOĞLU Devletin Kuruşu ve Kutsal Emanet Anlayışı

YAYINLAMA:

Devletin bütçesi, hepimizin vergileriyle oluşan, ülkenin ortak geleceği için ayrılmış kutsal bir kaynaktır.

Bu parayı yönetenlerin, sıradan bir banka hesabı gibi değil, bir emanet bilinciyle hareket etmesi, yönetim ahlakının temelini oluşturur.

Geçmişte birçok büyük devlet liderinin bu konudaki tavrı, hepimize örnek teşkil edecek nitelikteydi.
Onlar, kamu parasının tek bir kuruşunun bile kişisel ihtiyaçlar için kullanılmasına asla izin vermezdi.

Özel olan ile kamusal olan arasındaki çizgi, onlar için kalın ve kesindi.

Eşleri, evdeki tüm özel harcamaları — elektrik, yemek, temizlik gibi — küçük bir deftere kaydederdi.
Bu giderlerin bedelini her ay, titizlikle, kendi ceplerinden Hazine’ye öderlerdi.

Muhasebecinin “gerek yok” demesine rağmen, o liderlerin yanıtı net ve ders vericiydi:

“Kamusal olmayan her şey özeldir; biz de özel olana kendi cebimizden öderiz.”

Makam araçlarının aile işleri için kullanılması söz konusu dahi olamazdı.
Ailelerinin sabunundan yemeğine, en ufak faturaya kadar her şeyi devlete geri öderdiler.

Devletin olanakları, bir ayrıcalık değil, sadece görevi ifa etme aracıdır.

Hatta, bir harcamanın yanlışlıkla devlet bütçesinden karşılandığını düşündüklerinde bile,
tereddüt etmeden hemen Hazine’ye bir çek gönderirlerdi.

Görevlerini bıraktıklarında ardında servet değil, yalnızca mütevazı bir ev ve onurlu bir geçmiş bırakırlardı.

Bu tavır, her yöneticinin ve kamu görevlisinin aklında tutması gereken yegâne ilkedir:

“Ortak malımız olan kamu bütçesi, kişisel hiçbir harcamaya veya ayrıcalığa tahsis edilemez.”

Yönetim, daima şeffaflığın ve dürüstlüğün zirvesi olmalıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *