Sonbaharın kızıl yüzü göründü mü, dallarda bir bereket başlar: nar mevsimi...
Kabuklarının altında binlerce taneyi saklayan bu meyve, bana hep insanı hatırlatır. Her birimiz kendi kabuğumuzun içinde nice duygular, anılar, umutlar taşırız. Dışarıdan sert, hatta suskun görünsek de içimizde koca bir hayat gizlidir.
Narın her tanesi bir dua, bir emek, bir sabırdır. Kadınların ellerinde soyulurken, taneler birer birer dökülür; kimisi toprağa, kimisi sofraya, kimisi kalbe düşer. Belki de bu yüzden nar berekettir — çünkü paylaşıldıkça çoğalır.
Bir narı ikiye bölmek, aslında yaşamı ikiye bölmektir: acısıyla tatlısıyla, hüznüyle sevinciyle... O taneler gibi biz de hayata dağılırız, kimimiz kaybolur, kimimiz ışığa dönüşür. Ama ne olursa olsun, her nar tanesi gibi, her insan da kendi rengini taşır.
Nar mevsimi geldiğinde içim hep umutla dolar. Çünkü bilirim ki toprağın sabrı sonunda mutlaka karşılığını bulur. Hayat da öyle değil mi? Ne kadar kabuğumuz kalın olsa da, içinde hep kırmızı bir canlılık, bir sevgi gizli.
Bereketin, sevginin, paylaşmanın mevsimi bu.
Nar mevsimi, insanın kendini yeniden hatırladığı, kabuğunu kırıp kalbini açtığı bir zamandır.
“Hayat, tıpkı bir nar gibi; içi dolu ama açılınca saçılır.
Önemli olan, o taneleri sevgiyle toplamak.”
🍷 Nar ve Aşk
Kabuğunda sır taşır nar,
Bir gönül gibi, suskun ama derin…
Her tanesi bir kalp atışı,
Aşka atılmış sessiz bir yemin.
Kırmızıya bulanır gün batımı,
Güneş nar misali dağılır ufka.
Bir tanesinde ben, bir tanesinde sen,
Dokunsak çoğalırız, bölündükçe varız.
Bereket dediler adına,
Oysa narın bereketi aşktan gelir.
Tadında hem cennet var, hem ayrılık,
Bir dudakta tebessüm, bir yürekte sızı gizlidir.
Nar çatladığında duyar mısın sesi?
Kalbin çatlar gibi… içinden sevda dökülür.
Toprağa düşen her tanesi,
Bir “seni seviyorum” kadar kırmızı, kader gibi gerçek olur.