📰 VATANDAŞIN VE ÖRGÜTÜN SESİ: “TEK ADAY MI, TEK ADAM MI?”
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

📰 VATANDAŞIN VE ÖRGÜTÜN SESİ: “TEK ADAY MI, TEK ADAM MI?”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

🗞️ Vatandaştan Gelen Yazılar

“Demokrasi, sorgulamayanların değil; soranların, direnç gösterenlerin omzunda yükselir.”

CHP’nin neredeyse tüm il ve ilçe başkanları, “tek aday” olarak girdiği kurultaylardan “oy birliğiyle” seçiliyor.
Kim girerse girsin bu seçimden başkan çıkıyor.
Ama şu tabloya bir bakın:
Bu durumu kutlamak, “tebrik ederiz başkanım” demek, akla zarar değil mi?
Demokrasi, tek adaylı seçimlerle mi yaşatılır?
Sorgulamayan, sadece alkışlayan bir yapıdan ne beklenir?

Demokrasinin topal kaldığı bir dönemdeyiz.
Aklımızı koruyalım; çünkü akıl sağlığımıza bile zarar verecek bir siyaset dilinin içindeyiz.

Yol uzun…
Bu yolun taşı var, çiçeği var, yağmuru var, baharı var.
Her şey tamamen duygusal artık!
Hadi birileri çay demlisin de içelim. Çünkü çay önemli. ☕️
Millet iradesine sahip çıkıyor.
Yüreği solda atmayan rejimler, ya kalp krizinden gümler ya da tarihin yoğun bakımına düşer.

CHP üyeleri de iradesine sahip çıkmalı.
Parti içi demokrasi, ülke demokrasisinin önkoşuludur!
Demokratik bir seçimle faşizmi seçersek, bu yönetim biçimi “demokratik faşizm” midir?
Birileri kazanamayacak aday istiyor, kazanma şansı olanları ise susturuyor.
Buna “demokrasi kazası” mı diyelim?

“Hal­ka rağmen, halk için” diyenlerin bile geçmişte farklı inançtaki insanları asıp kestiği bir tarihimiz var.
Bu yüzden “demokrasi” kavramı hâlâ havada asılı duruyor.
Medeniyetin korosunu kurduk ama notalarını kaybettik.
Her yerde müze açıyoruz ama “medeniyeti” ıskalıyoruz.

Gereği düşünüldü:
Artık gereğini düşünmek bile gereksiz, çünkü hukukun sustuğu yerde adalet yaşamıyor.

“Ekim Devrimi” denince aklına “saç ektirmek” gelen bir toplum olduk.
Lenin ve Marx yaşasaydı saçını başını yolardı!

“İfade özgürlüğü yok” diyorlar ama her gün yüzlerce kişi emniyette “özgürce” ifade veriyor!
Son örnek: 210’un üzerinde İBB çalışanı…

Bu ülkede hâlâ “tek adam rejimi” var.
Ama bir de “tek aday rejimi” var.
Ve bu, demokrasiye aynı oranda zarar veriyor.

Adaletin olmadığı yerde hukuk sistemi sadece bir süs olur.
Vicdanı karartan biat kültürü, ahlakı yok eden siyasallaşmış din, toplumsal barışı bozan ümmetçilik, ülkeyi sessizliğe gömüyor.
“Bana değmeyen yılan bin yaşasın” anlayışıyla açlık sınırında dolaşan bir toplum haline geldik.

En iyi “susma” ödülünü hak ettik!

Avrupalı Türkler arasında da benzer bir tablo var:
Dindarlık ve milliyetçilik yükseliyor.
Çünkü insanlar dışlanıyor, eziliyor, “ikinci sınıf” hissettiriliyor.
Ve bu korku, kimliğe sarılmayı getiriyor.
Kimi dine, kimi milliyetçiliğe sarılıyor.
Bu bir dayanışma, bir varlık mücadelesi.

Ama bir seçenek daha var:
Atatürk’ün Anadolu insanına kazandırdığı “çağdaş insan kimliği”.
Dinine saygılı ama laik.
Ulusal değerlerine bağlı ama evrensel.
Kökeninden kopmamış ama geleceğe açık.

Nazizm’in yükseldiği dönemde, Atatürk’ün ülkesine sığınan 142 bilim insanını hatırlayalım.
Niçin demokratik ve varlıklı Amerika’yı değil, yoksul ama onurlu Türkiye’yi seçtiler?
Çünkü bu ülkeye, Atatürk’e, bilime ve geleceğe inanıyorlardı.

Yunus Emre Oratoryosu, Birleşmiş Milletler’de çalındığında, Batılı diplomatların Türkiye’ye bakışı değişti.
Çünkü o eser yerliydi ama evrenseldi.

Tarih, Lenin’i ya da Tito’yu değil, Atatürk’ü haklı çıkardı.
Kemalizm’in halkçılığı, laikliği ve cumhuriyetçiliği hâlâ bu toprakların tek “evrensel” kimliği.

Bugün yurtdışında yaşayan Türkler arasında Atatürkçü Düşünce Dernekleri büyüyorsa, bu bir umut işaretidir.
Aşırı dinci ve milliyetçi yapılar karşısına “çağdaş kimliği” koymak zorundayız.
Yoksa gelecek kuşaklar “Avrupa’nın zencileri” olmaktan kurtulamayacak.

Bir genç şöyle demişti:
“Biz Avrupalı Türkleriz!”
Evet, ama bu sözü Avrupalılara kabul ettirmenin tek yolu, Atatürk devrimlerinin kimliğiyle çıkmaktır.

Çünkü aklın, vicdanın ve bilimin olmadığı yerde ne demokrasi olur, ne umut, ne de insanlık…

İmza:
Bir Vatandaşın Örgüt İçindeki Yorgun Vicdanı

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *