🕊️ Adaletin Olmadığı Bir Ülkede Çocuk Yetiştirmek
Adliye Önünde Bir Çığlık
Bir annenin adliye önündeki çığlığı…
Sadece bir annenin değil, bir ülkenin vicdanının yankısıydı.
Adaletin olmadığı bir ülkede çocuk büyütmek, her gün biraz daha içinden ölmek demektir.
Bir anne nasıl güvenir hayata, adaletin terazisi şaşmış bir ülkede?
Bir baba nasıl teselli eder çocuğunu, “korkma” diyerek, adaletsizliğin kol gezdiği sokaklarda?
Bugün bir annenin çığlığı yankılandı adliye kapısında.
O çığlık sadece bir annenin değil, hepimizin boğazında düğümlenen bir feryattı.
“Adalet” dedik, duymadılar.
“Çocuklarımız güvende olsun” dedik, sustular.
Kaybolan Gülümsemeler
Bir çocuğun yüzündeki gülümseme artık bir ülkenin en büyük lüksü haline geldiyse, biz neyi kaybettik?
Adaletin olmadığı bir ülkede çocuk büyütmek, her sabah çocuğuna sarılıp sessizce “Allah korusun” demektir.
Oysa koruması gereken devlet, bazen sessiz kalır, bazen suçluyu ödüllendirir.
Ve o zaman biz, anne-babalar, içimizde bir mezar taşırız.
Üstünde şu yazar:
“Adalet burada gömülüdür.”
Vicdanın Kayıp Gözyaşları
Bir çocuk gülüşü, bir ülkenin vicdanıdır.
Ve biz o vicdanı kaybettik.
Birileri tahliye edilirken, biz çocuklarımızın gözlerine bakamıyoruz.
Onlara ne diyelim?
“Bu ülkede adalet var mı anne?” diye sorduklarında, hangi cümleyle kurtarabiliriz kendi yüreğimizi?
Artık sadece bir karar değil bu, bir ülkenin geleceğini ilgilendiren bir yara.
Çünkü adalet yoksa, umut da yoktur.
Umudun olmadığı bir yerde çocuk büyütmek, her gün biraz daha içinden ölmek demektir.
Son Not
Bu satırlar bir annenin kalbinden, bir vicdanın sesinden doğdu.
Sadece Ahmet için değil, adalete inanan herkes için yazıldı.
Bugün Yasemin Minguzzi’nin feryadı hepimizin kulaklarında çınladı.
Bir annenin adalet arayışı, bir ülkenin vicdanına dönüşsün diye yazdım.
🕊️ Adaletin Olmadığı Ülkede (Şiir)
Şiir: Nuran Alpaltay
Adaletin olmadığı ülkede
gökyüzü bile vicdan azabı çeker.
Bir çocuğun gözyaşı düşer toprağa,
taş bile utanır, yer bile sarsılır.
Bir anne dua eder sessizce,
“Allah’ım koru” der titreyen dudaklarıyla.
Çünkü koruması gerekenler
çoktan unuttu insan olmayı.
Adaletin olmadığı ülkede
büyümez çocuklar.
Büyüyenler, çocukluklarını
mezar taşlarına yazar.
Bir mahkeme kapısında
bir kadın diz çöker,
elleriyle toprağı kazır,
sanki evladını yeniden doğurur gibi.
Ve o anda,
gökyüzü yırtılır usulca,
bir melek iner sessizce,
elleriyle kapatır annenin gözlerini…
“Ağlama,” der,
“Meleklerin gözünden öptüğü çocuk adaletin sessizliğinde uyuyor.” 😥😓
Yazan: Nuran Alpaltay