ORTAYA KARIŞIK BİR PAZAR YAZISI: GAZETECİLİK, SİYASET VE İÇİNDEKİ DELİ SORULAR
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

ORTAYA KARIŞIK BİR PAZAR YAZISI: GAZETECİLİK, SİYASET VE İÇİNDEKİ DELİ SORULAR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

📰 Rıza Başkan’ın Pazar Köşesi

Pazar… Düşünme, sorgulama, için için yanan sorulara cevap arama günü. Rıza Başkan'ın köşesinden yansıyanlar; vatandaşın, esnafın, parti örgütünün sesleri... Karmaşanın ortasında, temel sorular zihni kemiriyor:

Gazetecilik nedir? Gazeteci kimdir?
Her basın kartı taşıyan, gazeteci midir? İki kelimeyi yan yana getiremeyene, neden bu sıfat layık görülür? Gazeteci dernekleri, gerçekten hak korur mu? Kartal'ın sokaklarında dolaşan "gerçek" ile "sanal" gazeteci arasındaki fark ne? Kalemini kiraya verenle, hakikatin peşinde koşanı ayıran çizgi nerede? Gazeteci, siyasetçi midir; siyasetçi, gazeteci mi? Asıl mesele şu: Gazeteci, bildiğinden şaşmalı mı, yoksa nesnel mi durmalı? Belediye ile kurulan reklam ilişkisi, susmanın mı, yoksa gerçekleri yazmanın mı gerekçesi olur? Bu sorular, vicdanları yaralayan bir bıçak gibi.

Ve siyaset... Türkiye'de bir geçim kapısı.
İlke, ülke geleceği, ahlaklı düzen için değil, neredeyse hiçbir dönemde. Çıkar arayışının soğuk yüzü. Özel sektördeki promosyon çikolatanın helalliği sorgulanırken, tüm halkın vergisiyle alınan maaşın vicdani rahatsızlığı daha derin. Geliştirilmemiş bir ekonomide bu durum, tüm partilerin ortak gerçeği. İktidar partisindekilerin büyük çoğunluğu iş, kadro, güvence için orada. Yarın CHP iktidara gelirse, üye sayısı katlanacak. Şimdiden ilan ediliyor.

Delege olmak...
Eskiden ilçe başkanını seçmekti, şimdi tek liste ile başkanın ekibini onaylamak. Bu süreçte kimi eline yüzüne bulaştırır, kimi zayıf yönetimler kurar, ilçeyi verir. Amaç, ilde bir numara olmak, belediye başkanlığına yürümek. İlçe kongrelerinde kimi icraatle, kimi tatlı vaatlerle delegeleri ikna etmeye çalışıyor. Kıymetli delegelere net bir öneri: İlke, duruş, emek kimsenin umrunda değil. Size sunulan iş vaatlerini kongre öncesi garantiye alın. Pazartesi sizi kimse tanımaz. "Vicdana oy verin" demek, sokak siyasetinde naifliktir. Somut başarılara rağmen iki oyla kaybeden bir ilçe başkanının tecrübesi acı ama gerçek.

Siyaset adamcılık değildir.
Yılların emeği, mahallede kazanılan itibar, ilkeli duruş... Belediye meclis üyeliği, hiçbir ayrım gözetmeden, namus sözü verilerek yapılır. Parti içi görevler, kirli oyunlara bulaşmadan, vicdanla yürütülür. Gençlere, kadınlara değer verilir. Ama siyaset bir öngörü sanatıdır. Geçmişini bilmeyen geleceğe yön veremez. Mahalle temsilciliği yapmadan yönetici olunamaz. Kendi kariyeri için emek vereni yok etmek, başarı değil ihanettir.

Partili olmak ne demek?
Partili olmak, "ben" demek değil, "biz" demektir. Görev verilirse onurla taşımak, verilmezse sokakta, meydanda partinin yanında olmaktır. "Ben yoksam olmaz" diyen, kırmızı çizgisini kişisel hırslarına endeksleyen, partinin dışına düşmüştür. Asıl kırmızı çizgi; Cumhuriyet, demokrasi, halk, gençlerin geleceği, öldürülen kadınlar, biten ekonomi, katledilen doğadır. Parti, adamcıların değil, yoldaşların evidir. Eksilterek değil, çoğaltarak iktidar olunur.

Son söz:
Taraf olun, bu önemli bir meziyettir. Ama önce hak, hukuk, adalet diyenler, biraz da demokrat olun. Çok seslilikten korkmayın. Çünkü şeytanlar ve melekler bir arada olamaz. İki yıl çabuk geçer.

Hakikatin peşinde koşanlara, ilkeli duruşunu kaybetmeyenlere selam olsun. 

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *