KOLTUK, DOSTLUK VE SİYASETİN UZUN HAFIZASI
Siyasette bazı sorular vardır…
Cevabı seçim günü değil, zaman verir.
Mesela…
Soru:
Siyasette insanı en çok kim yorar?
Cevap:
Rakipleri değil bazen… Yanında yürüyenler.
Çünkü rakibin ne yapacağı bellidir.
Ama dost bildiğinin yön değiştirmesi, insanın en zor sınavıdır.
Siyaset biraz da büyük bir ormana benzer.
Ormanda aslan vardır, tilki vardır, kurt vardır…
Ama en ilginç olanı şudur:
Herkes kendisini ormanın en güçlü canlısı sanır.
Soru:
Peki siyasette gerçek güç nedir?
Cevap:
Sadece koltuk değildir.
Çünkü koltuk insanı yükseltmez.
İnsan koltuğa değer katar.
Bugün yanında kalabalık olan çok kişi vardır.
Ama yarın zor gün geldiğinde kim kalıyor?
İşte asıl hikâye orada başlar.
Kahvehanede yaşlı bir amca çayını karıştırıyormuş.
Gençlerden biri sormuş:
“Amca, siyasette insan nasıl tanınır?”
Amca gülmüş:
“Evlat, seçim zamanı herkes meydandadır. Mesele seçim bittikten sonra kim meydanda kalır, ona bakacaksın.”
Soru:
Peki neden bazı insanlar sürekli taraf değiştirir?
Cevap:
Çünkü bazıları davaya değil, rüzgâra bakar.
Rüzgâr güçlü eserse oradadır.
Rüzgâr değişirse yön değiştirir.
Bunların pusulası yoktur.
Çünkü pusulayı makam olarak kullanırlar.
Siyasetin acı tarafı şudur:
Dün omuz omuza yürüyenler…
Bugün karşı karşıya gelebilir.
Dün alkışlayanlar…
Bugün eleştiren olabilir.
Çünkü siyaset bazen hafızayı değil, günü yaşar.
Ama halk?
Halk unutmaz.
Kimin yağmurda yürüdüğünü de bilir…
Kimin güneş açınca ortaya çıktığını da.
Soru:
Peki siyasette en büyük hata nedir?
Cevap:
Kendini vazgeçilmez sanmak.
Çünkü tarihte nice güçlü görünen isimler geldi geçti.
Partiler kişilerle büyümez.
Partiler emekle, örgütle, inançla ayakta kalır.
Bir ağacın altında herkes oturabilir.
Ama o ağacın kökünü sulayanları kimse unutmaz.
Bugün siyasetin en büyük tartışması belki de şudur:
Kim haklı?
Kim haksız?
Kim kazanacak?
Kim kaybedecek?
Ama asıl soru başka:
Kim zor zamanda kimin yanında durdu?
Çünkü siyaset sadece sandık hesabı değildir.
Biraz da vefa hesabıdır.
Ve son söz…
Kahvedeki yaşlı adam çayını bitirmiş:
“Evlat, siyasette herkes hikâyesini anlatır. Ama son sayfayı halk yazar.”
demiş.
Çünkü makam geçicidir.
Fotoğraflar eskir.
Sloganlar değişir.
Ama insanın bıraktığı iz kalır.
Siyasetin en büyük aynası da budur:
Zaman